26 Haziran 2012 Salı

ANTALYA TAHTALI DAĞI



HAYIRLI GÜNLER 
SICAK ANTALYA SABAHINDAN HERKESE
GÜNAYDIN.....:))))))
NASILSINIZ, ŞÜKÜRLER OLSUN HERKES İYİ....
Şair ne demiş yaz için.......

Şimdi mevsim yaz,
Zamanıdır doyasıya gezmenin.
Elinde bavulun doğru güneye,
Zamanın yoksa o zaman Şileye.


Şimdi mevsim yaz,

Tutulmuştur şimdi köşe başları.
Başlamıştır artık yaz kaçamakları,
Ne yürekler yakacak tatil aşkları.


Şimdi mevsim yaz,

Serin suları ve dağları  şifa verecek yanmışlara.
Bir sene çalışıp da yorulmuşlara,
İş güç arasında kaybolmuşlara.


Şimdi mevsim yaz,

Baharı yaşayanlara mevsim yaz.
Benim gibi sonbaharda olanlara kış ayaz,
Galiba bahar mevsimini kaçırdık biraz.


Şimdi mevsim yaz,
Sen yaz be kardeşim yaz.
Neyine gerek senin şimdi bu yaz,
Sen otur dertlerini yaz kaderini yaz.

...............................................................................................................

YAZ AYŞE YAZ, DURMA BLOĞUNU ÖZLEDİN YAZ..:)))

Ne güzel bir şiir yazanın ellerine sağlık diyorum...
Yazın sıcaklığını ve denizin ve dağların serinliğini ne güzel anlatılmış....
Herkez ufak ufak tatile çıktı bu günlerde, sizlere küçük bir altarnatif. Tahtalı........
Bizde biraz sıcaklardan kaçma adına hafta sonu tahtalıya çıktık harika ve muhteşem bir yer......:)

 Akdeniz Bölgesinin eşsiz manzarasının yanı sıra 11 Ay deniz manzaralı Tahtalı Teleferik sayesinde deniz ve dağ artık birbirine çok yakın.



Sizlerde Antalya ya tatile geldiyseniz muhakkak uğrayın , gezin görün.....
Antalyanın sıcağından kaçıp serin ifil ifil dağ manzarası eşliğinde çayınızı için.
İsterseniz restorantta yemeğinizi yiyebilirsiniz......
Muhteşem yerler göreceksiniz ve deydi diyeceksiniz.....:)))
Haydi varımızınız dağları gezmeye....Haydi binin sizde teleferiğe.....



Muhteşem görüntüler......:)))))




TAHTALI DAĞI (2366 m.)

Antik bir "Tasolyma" olarak belirlenen Tahtalı dağ Antalya Körfezi'nin kuzey-güney paralelinde uzanan ve aynı adla anılan "Tahtalı dağlar" Silsilesinin en büyük üyesi. Deniz düzeyinden birdenbire yükselerek 2366 metreye ulaştığı için hemen her yönden görkemli biçimde seyrediliyor. Yörede denize bu kadar yakın olup 2300 metreyi geçen başka dağ yok.







Düz bölgelerin yanında "dolin" adı verilen kireç çukurları göze çarpıyor.
İçleri kar dolu dolinlerin  zirveden görünüşleri harika
Haziran ayında bile hala kar mevcut...........:))) 
Güneyi ise tatlı meyilli çar şaklardan ibaret.

Amanın dedim karları görünce... NE KADAR HOŞŞŞŞ.
Antalya yanıyor bir iki saatlik yoldan sonra zirveye çıkılıyor ve kar var..
Bizim Türkiyemiz ne güzel bir yer... Şükürler olsun.... 





 1800'lerden sonra kayalık alanlar başlıyor.   Ana doruk külah gibi tepeyi örtmekte.


 
Tahtalı Teleferik sizlere yüksek kalitede eğlenceyi ve heyecanı vaad ediyor.

7.5 Km uzunluğundaki tırmanış milli park çam ormanlarının enfes manzarasını izlemeniz için mükemmel bir fırsat.

 




 Şimdi zirvedeyiz teleferikten indik. Manzaranın tadını çıkarmaktayız........:)

 Dağın etrafı tellerle çevrili, o kadar yüksek ki anlatamam. Ayrı bir yer burası........
Gel gel tahtalıya gel, manzarayı sende seyret mahrum olma........:)))

Amanın dedim karları görünce... NE KADAR HOŞŞŞŞ.
Antalya yanıyor bir iki saatlik yoldan sonra zirveye çıkılıyor ve kar var..
Bizim Türkiyemiz ne güzel bir yer... Şükürler olsun.... 









Teleferiğe bindik iniyoruz manzara harika.....seyrine doyum olmuyor ....:))) 
denizin nefes kesen görüntüsünün keyfine varabilirsiniz. 


 Doğu ve batı tarafları kısmen dik yerler içermesine rağmen kuzeyi kayalık. 
Eğim yer yer 70 dereceye yaklaşabiliyor. Sadece belli boğazlarda 80-50 derece arasında.













Tahtalı'nın çevresinde 2000 metreyi geçen başka yükseltiler de bulunmakta. Bunlar "Dazkır Tepesi (2014 m.)" ve "Teke Dağı (2155 m.)". Her ikisi de Tahtalı'nın fiziksel özelliklerini gayet güzel gösteriyor.
 







Evet harika bir geziydi... Sonuna geldik, inme zamanı.....
Sizlere de güzel bir gezi olmuştur....Gezin ve görün derim......
Biz daha gezimize devam edeceğiz. Bizim için gün bitmedi....:))

HAYIRLI HAFTALAR DİLEKLERİMLE..

RESİM YÜKLEMEKTE BUGÜN SORUN YAŞASAMDA ŞÜKÜR BAŞARDIM....

GEZİDEKİ ARKADAŞLARA HAYIRLI TATİLLER.....




GEZİN GELİN BEN SİZLERİ BEKLİYORUM....
















20 Haziran 2012 Çarşamba

ÇİKOLATALI MUFFİN NUTELLALI MUFFİN

Çikolatalı muffin
çikolatalı sarelleli muffin
kakaolu muffin
çikolatalı kapkek

ÜZÜLME

Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini sıkı tut , Kapı açıldı açılıyor demektir.


Üzülme!


Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.




Üzülme!

Seni bir İşiten var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor..



Üzülme! 


Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Hüznünü, gözlerinin  arasından inen,  sonsuz teselli pınarlarını akıtmak istiyor.


Üzülme!

Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki...Boynunu bükme. " Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin.

"Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..."
Bir kapı kapandığında mutlaka diğeri açılır. Bunu unutma,  gül hiç üzülme ...:))))
......................................................................................................................



20 / 6 / 2012
Çarşamba

HAYIRLI GÜNLER...

SAKIN ÜZÜLMEYİN HİÇ BİR ŞEYE,
EN BÜYÜK ÜZÜNTÜMÜZ MUTLULUK OLSUN.
HİÇ BİR ÜZÜNTÜ DÜŞMESİN YÜREĞİMİZE,
ALLAH HEP YANIMIZDA VE YARDIMCIMIZ OLSUN.
SEVGİ VE SAYGININ EN GÜZELLERİ HEPİMİZE OLSUN.

Ben geldim nasılsınız canlarım, yazımı beğendiniz mi.  İnşallah sizleri sıkmamışımdır. İnsan bazen üzüntüler yaşıyor, hak etmediği halde başına gelenler onu üzüyor, yoruyor....:)))
Üzülmemek ve yorulmamak için hepimiz elele verelim, birbirimize destek olalım...
Her üzüntüden sonra bir mutluluk bizimle olacaktır. Bunu unutmayalım.

Bir mimim var.............
Takıntıların var mı yoksa kim takar takıntıları sallamışım dünyayı modunda mı yaşarsın hayatı diye sormuş arkadaşım......Sade ve Derin

Takmadan yaşayan varmı acaba?????? 
Herkes gibi ben de takarım ama hastalık derecesinde değil.....:)))))
Evden çıkarken ütünün fişini çektimmi. Yemeğin altını kapattımmı. Buzdolabı açıkmı bakarım.
Aslında takıntı değil bu kontrol. Ama bunlarlada büyüyoruz, olgunlaşıyoruz. 

Takıntılar, değiştirmesin asla bizi. Biz  değiştirelim hayata takılıp değişenleri. 
Teşekkürler canım, harikaydı.... 

 Tarifimize geçelim. Bu gün sizlerle  kermese yaptığım muffini paylaşacağım. Şık zarif ve lezzetli, eğlenceli. Şimdiden mmmmmmmm dediniz demi.  Yaptıktan sonra, bu muhteşem lezzet çıkınca,  aynen sizin gibi, bu böyle ne lezzetli oldu maşallah. Şükürler olsun dedim.... 

Ben bu güzelliği bir buket çiçeğe benzettim. Sizlerde sevdiklerinize yapıp götürebilirsiniz.
Haydi beyler bayanlar gelsin lezzetli muffinler. Sizlerde şu tatilde evlatlarınızla deneyin.
Hey Ayşe, Fatma , Mehmet , Nazlı, Mustafa, Emine, Kenan, Kevser v.s. Haydi gelin annenize yardım edin hadi koşun, koşun..........Beyza kızım sende gel....

Buyurun bayanlar baylar
Pamuk eller mutfağa......:)))
Çikolatalı yani nutellalı nefis muffin tarifimiz gelsin

   Keki için
   MALZEMELER 


  2 Yumurta
 1 Çay bardağı sıvı yağ
 1 Portakal suyu
 1 Su bardağı şeker
  1 Su bardağı süt
  3 Kaşık sarelle (nutella)
  2 Kaşık kakao 
  1 Kabartma tozu
  3 Su bardağı un

  Üzerinin kreması için
  MALZEMELER

  2 Su bardağı süt
  3 Kaşık un
  1 Kaşık tereyağ
  1 Çay bardağı şeker
  1 Vanilya
  2 Paket krem şanti ve 1 Su bardağı süt
  Kırmızı gıda boyası

  Üzerine: 3 Kaşık sarelle (nutella)


  YAPILIŞI
  1) Önce kekimizi yapalım.Yumurta ve şekeri üç misli köpürene dek çırpalım.Ahmet, Nazlı olmadı az daha çırp çocuğum. Süt, sıvı yağ ve nutellayı ekleyelim.  Un, kakaoyu eleyip karışıma ekleyelim. Kabartma tozunu koyalım üstüne sıkılan portakalı koyalım. Kalıplar paylaştıralım.170 derece ısınmış fırında pişirelim..
OOOOOO çocuklarımız ne maharetli maşallah......

  Püf noktası:Kabartma tozunun üzerine portakal suyunu koyunca, kabartma tozu kabaracak ve kekimiz daha kabarık olacak.


  2) Kreması için: Sütü ve unu karıştıralım, şekeri ilave edelim pişirelim. İneceği zaman tereyağ ve vanilyayı ilave edelim, soğusun. Başka bir kapta sütle krem şantiyi çırpalım soğuyan kremaya ekleyelim gıoda boyasınıda ilave edip biraz daha çırpalı.Evet harikasınız.. oldu şimdi en zevkli yeri gelin çocuklar, terapi zamanı. Gel Beyza kızım....:)))))

  3) Krema sıkma poşetine kremayı koyalım ucuna duyu takalım ve istediğimiz gibi keklerin üzerine sıkalım. 3 Kaşık nutella sıkma poşetine koyalım. Kremanın yanlarına sıkalım. Şimdi süsleme zamanı, istediğimiz çikolatalar ve şekerlemeler ile süsleyelim...
Sizleri çooook seviyorum muhteşem oldu.Şimdi dolapta biraz beklesin...
Dadadadam mükemmel oldu. Ellerinize sağlık.....:)))))))

Kokostarlı muffin için Tıklayın...:)))


 AFİYET OLSUN.....:)))))
 İYİ HAFTALAR....

15 Haziran 2012 Cuma

GİRİT KABAĞI DOLMASI




Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı.Gemiden tek bir kişi sağ kurtuldu.
 Dalgalar bu adamı küçük ıssız bir adaya kadar sürükledi.

Adam ilk günler kendisini kurtarması için Allah'a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu, ne giden...

Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklarından bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden artakalan konserve, pusula vs. gibi eşyaları bu kulübeye koydu.

 Günler hep aynı geçiyordu. Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah'a dua ediyordu. Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü. Duman  göğe yükseliyordu. 

Başına gelebilecek en kötü şeydi bu. Keder ve öfke içinde donakaldı.

 "Allahım, bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etti, ağladı.

O geceyi üzüntü ve keder içinde geçirdi. O kadar dua ettiği halde Allah'ın bu olayı başına getirmesinden dolayı sitemler etti.Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı. Onu kurtarmaya geliyorlardı!

Benim burada olduğumu nasıl anladınız? diye sordu bitkin adam, kendisini kurtaranlara.
Cevap onu hem şaşırttı, hem de utandırdı:

"Dumanla verdiğin işareti gördük!" Adam tebessüm ederek güldü.  Duasının kabul olmasına, çaresizlik ve üzüntüden sonra gelen bu hediyeye çok sevindi.
..................................................................................................................

HAYIRLI GÜNLER  CANLARIM ..:)
HEPİMİZE HUZUR VE MUTLULUKLAR DİLİYORUM..

Şükürler olsun, bu gün içim kıpır kıpır mutlu olmayı hep beraber hak ettiğimize inanıyorum.
Bu kıssa bana çok faydalı oldu. Her zamanki gibi kıssadan hissemi aldım ve kendimce dersler çıkardım.

Canımızı sıkan göz yaşlarımızı inci gibi döktüren olaylar sessiz bir kurtuluş çağrısı, bir mutluluk davetiyesi belki de ilk bakışta dayanılmaz gelen acılar  sonrasında, kalbimizi kuş gibi hafifleten ruhumuzu ısıtan tatlı tecrübelere dönüşüyor.

Aydınlıkta seçemeyeceğimiz bir ışık karanlık basınca fenerimiz oluyor.

Hikayede yanan kulübenin dumanıyla kurtuluş umudunun yeşermesi gibi yaşamımızdaki yıkıntı ve ziyanlar. Kayıplar ve yenilgiler, yenilenmenin yeniden doğuşun tohumlarını ekiyor.
Aslında acı ve hüzün derinlerde gizlenen tatlı hediyelerle dolu.

Yapmamız gereken acıyla yüzleşip onu içimizde çözümlemek gizlediği armağanı kalbimize buyur etmektir.

 Şair ne demiş....:)))

Tehlikeli sularda bir sandalım ,
Ya batar ya çıkarım..
Biliyorum bu fırtınalar sonum olmaz
Hayat yolunda tek başıma bir düşer bir kalkarım.
Görüyorum hiç kimse yoldaş olmaz..

Bizler birbirimize can yoldaşı olmuşuz daha ne isteriz demi canlarım.....Bayağı koyu sohbet ettik.

Bu gün sizlerle girit kabağı dolması yapalım.Benim canım teyzelerim bana geldiler.
Hep sininde seraları var, elleri dolu dolu çok zahmet etmişler teşekkürler.İçlerinden bu şirin kabaklar çıktı.Bende bu kabaklardan dolma yaptım. Nefis yumuşacık, lokum gibi oldular.

MMMMmmmmm nefis sizlerde hala yapmadıysanız denemelisiniz.







Haydi beyler bayanlar.
Pamuk eller mutfağa.
Gelsin tarifimiz.

  MALZEMELER
   6 Tane girit kabağı
   1 Su bardağı pirinç
   2 Tane soğan ince doğranmış
   3 tane domates 
   1 Kaşık salça
   1 Tutam maydanoz
   1 Tutam nane
   1 Tutam fesleğen
   1 Çay bardağı zeytinyağı
   İstediğiniz baharatlar.Tuz

   YAPILIŞI
  
  1)Öncelikle tavaya yağı koyalım, soğanı ekleyelim az kavrulsun.İçine salçayı ekleyelim, domatesin birini ince doğrayıp ekleyelim.
 Püf noktası: Malzemeleri kavurmamın sebebi bu gün kokusu burnuma gelen aroması bol dolma yapmak istiyorum...

 2) Kavrulan malzemenin içine pirinci yıkayıp koyalım, hafif pişsin neden?
Püf noktası: Bu kabak o kadar çabuk pişiyor ki az pirinci hafif pişirirsek dolma pişince pirinçler içinde diri kalmayacak...

 3) Altını kapayalım yeşillikleri ve istediğimiz baharatları koyalım, dinlensin.

 4) Biz kabakları yıkayalım, bir çatalla çizdirelim pişince görüntü kalitesi olsun. Kafalarından keselim içini oyalım,içine az tuz serpip ovalım. Resimdeki gibi iç harcı ile içlerini dolduralım. Süpersiniz..




 5) Şimdi halka doğradığımız domatesleri üstlerine koyalım, şık olsunlar.OHHHHHH ÇOK GÜZEL OLDU kapaklarını kapayalım 3 su bardağı su koyalım az tuz ilavesi ile pişirelim.
İsteğe göre az daha zeytinyağı gezdirilebilir.


 6) Piştimi diye kontrol edelim pişmiş servise hazır...... Kokusu nasıl muhteşem İsteğe göre süsleyip yoğurt eşliğinde mükemmel olur...






AFİYET OLSUN...:)


En güzel köprü Gönüller arasında kurulandır..
En güzel göz Her şeye sevgiyle bakandır...
En güzel söz Yalansız olandır....
En güzel ateş Benliğimizi ısıtandır....
En güzel çiçek Sevdiğine armağandır....
En güzel ırmak Dost bahçesine akandır...:)

 HAYIRLI CUMALAR

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN...:))

İYİ HAFTA SONLARI......:))))

SINAVA GİREN EVLATLARIMIZA BAŞARILAR..

SAYGILAR.............
SEVGİLER....
MUTLULUKLAR....
HEPİMİZE...
OLSUN.....:))












12 Haziran 2012 Salı

BROWNİ TARİFİ ÇİKOLATANIN FAYDALARI





80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan çoluk-çocuktan havadan-sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:

  Bu ne oğlum?


Oğlu şaşkın cevapladı: 
O bir karga baba.

Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:


Bu ne oğlum?
Oğlu daha da şaşkın yine cevapladı:

  Baba o bir karga . . .


Karga hâlâ pervazda komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor başını yan yatırıyor havaya bakıyor sonra başını yine onlara çeviriyordu.Yaşlı baba üçüncü defa sordu:


Bu ne ?
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:

  O bir karga baba üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?


Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:


  Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?


Babası yüzünde hâlâ bir gülümseme yerinden kalktı içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hatıra defteriydi. Oturdu sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.


Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.


Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanı başımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu.Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak onun bir karga olduğunu söyledim.

Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.


( Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara 'öf' bile deme;onları azarlama;onlara tatlı ve güzel söz söyle.)   (İsra suresi ayet 23)

.....................................................................................................................................


HAYIRLI GÜNLER..:))))

Sıcak bir Antalya sabahından merhaba hepinize. 
Nasılsınız , sağlık, sıhhat, mutluluk ve huzur dolu bir hafta hepimize olsun...
Kıssadan hissemi aldım.... Çocuklarımız karnelerini aldı,Yoğun bir çalışmanın ardından, evlatlarımızı ödüllendirmek lazım.Onlar ve bizim için güzel bir tarif paylaşalım.
Yavrularımızın ve bizim yorulan beyinlerimize şifa olsun.

Benim yapmamla hemen biten bir  lezzet:))))) evet merak ettiniz demi..
Bu gün sizlerle benim browni tariflerimden birisini yapacağız.
Önce çikolatanın faydalarından bahsedelim.....


 ÇİKOLATANIN FAYDALARI

1) Kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko ve bakır gibi mineraller içeren çikolata, kanser ve kalp hastalıklarından korunmada olumlu etkiye sahip.
Kan basıncını düşürmede etkilidir

2)  Sistemli tüketildiğinde hafızayı düzenler.

3)  Vücudun insüline gösterdiği dirence katkı sağlar.

4)  İçerdiği bakır sayesinde tırnak ve saç sağlığında rolü büyüktür.

5) Bitter çikolatanın düzenli olarak tüketilmesi kalp ve damar rahatsızlıklarını ortadan kaldırır.

6)  İyi bir enerji kaynağı olmasıyla birlikte vücuttaki şeker oranında ani değişiklikler göstermez.

7) Kadınlarda psikolojik olarak olumlu etkiler bırakır. Endorfin'i arttırır.

8) Bu kadar faydası olmasına rağmen çikolata tüketiminin dengesini iyi kurmak gerekir.

9) çikolatada yer alan yağ, doymuş yağ yani 'iyi yağ' olarak biliniyor. Bu yağ vücuda girdiğinde kötü kolesterol artışına sebep olmuyor hatta düşmesine yardımcı oluyor.

10)Vitamin deposu: Çikolata E ve B vitaminleri, demir, magnezyum, potasyum yönünden zengin bir gıda. Bu nedenle vücudun ihtiyaçlarının karşılanması açısından da zengin bir
kaynak.
 11) Diyetisyen Ayşe Korkmaz'a göre, kadiyovasküler hastalıklar ve kanserin önlenmesine yardımcı olduğu için bitter çikolatayı kontrollü tüketmek gerekiyor. Ancak Korkmaz, bitter de olsa çikolatanın içeriğindeki yağ ve şekerin unutulmamasını öneriyor.



Haydi geçelim mutfağa gelsin tarifimiz.....:)
Bu gün sozsuz browni tarif edeceğim, ama çikolatasını ağzınızda hissedeceksiniz...






Beyler bayanlar pamuk eller mutfağa.

   MALZEMELER
  3 Yumurta
 1 Su bardağı şeker
 1 Su bardağı süt
 1Su bardağı fındık yağı
 2 Su bardağı un
1 Paket kabartma tozu
1 Paket çikolata
 3 Yemek kaşığı kakao
 1 Çay bardağı damla çikolata




  YAPILIŞI
  1) Yumurta şeker üç misli oluncaya dek köpürtülür, harika köpürttünüz ellerinize sağlık.Mixser'i kaldırın ve  içine sıvı yağ, süt, eritilmiş çikolata,un, kakao konur spatula  ile karıştırılır.

 Püf noktası: Yumurta ve şeker çok köpürtün sizinde köpüren muhteşem kek hamurunuz olsun.





 2)Kabartma tozu da eklenir üzerine bir kaç damla limon sıkınki daha iyi kabarsın. Tepsimizi yağlayalım ve kek harcını tepsiye dökelim. Üzerine damla çikolatayı serpelim 170 derece fırında pişirelim.

 3)Mutfağınıza mis gibi çikolata kokuları yayıldı. Kürdanla piştimi diye bakalım pişmemiş, ısıyı 150 dereceye düşürelim biraz dursun çıkaralım......MMMMMMMM mükemmel oldu..

4) Servise hazır. üzerine çikolata sıkalım. Ellerinize sağlık mükemmel brownimiz kazır.

Not: bir kaç saat beklerse çikolatanın lezzeti içine daha iyi siniyor. Birde yerken hafif migro dalgada bir kaç saniye ısıtırsanız daha da mükemmel oluyor.








AFİYET OLSUN..:)))


HAYIRLI HAFTALAR....











7 Haziran 2012 Perşembe

KABAK MÜCVER






 Bir genç    Allah'a ibadet ve taat yapmaya devam eder. Tam yirmi sene.....
Bu süre içinde eksiksizce kulluk vazifelerini yerine getirir.Fakat bunca yıllık ibadetten sonra, her ne hikmetse kötülük işlemeye başlar.Böylece bir yirmi yıl daha yaşar.

Bir gün aynaya bakarken sakalı arasında sırıtan bembeyaz bir tel kıl görür. Bunun üzerine endişe ve üzüntüye kapılır. Demek artık ihtiyarlamaya başladım. Ölümün soğuk  kolları arasına doğru yol almaya başlıyorum.Yirmi yıl ibadetten sonra, yirmi yıl kötülüklerle geçen hayatı gözünün önüne gelir.  Yazıklar olsun bana der ve üzülür.

Allah'a şöyle dil döktü

Sana pürüzsüzce yaptığım  yirmi yıllık ibadetten sonra, ne olduysa sapıttım bir yirmi yılım kötülüklerle geçti.Ölümün müjdeleyicisi olan şu ak sakalı görünce anladım ki sana karşı büyük günaha girmişim.
Şimdi tekrar ibadet ve taati  ve senin aydınlık yoluna girmek  istiyorum.
Ben günahkar kulunum bu münacatımı kabul eder misin yarabbi. Duasını bitirip ellerini yüzüne sürdükten sonra bir ses duydu.

Ey kulum bizi sevdiğinde bizde seni sevdik. Bizi bıraktığında bizde seni terk ettik.Peş peşe günahları işleyip kötülüklere yöneldiğinde, belki bir gün döner ve tövbe eder diye sana mühlet verdik.
Eğer şimdi tövbe edip bize yönelmek istersen, tövbeni kabul ederiz.
( Çünkü Rahmet ve Mağfireti bol olan Allah'ım.)

HADİSİ ŞERİF
Kim dört şey işlerse ona dört şey verilir.
1) Kim Allah'ı anarsa, Allah'da onu anar.
2) Kim dua ederse, duası kabul olur.
3) Kim şükrederse, niğmeti çoğalır.
4) Kim istiğfar ederse, istiğfarı kabul olur.
.................................................................................

7 / 6 / 2012
Perşembe

HAYIRLI GÜNLER..:)))
BEN GELDİM.....
NASILSINIZ..
Biraz rahatsızdım onun için. Bu hafta sizlerle olamadım. Ben bilgisayara, bilgisayar bana bakıştık durduk. Çok şükür biraz daha iyiyim ve daha iyi olacağım. Rabbim kaldıramıyacağımız yükleri , hastalıkları hiç bir zaman üzerimize yüklemesin ... Amin.....

Her zamanki gibi kıssadan hissemi aldım.....

Evet bu gün sizlerle kabak mücver yapımını paylaşacağım.İki şekilde yapılır. Ya tavada kızartarak veya tepsiye koyup fırında pişirerek. Ben bu gün tavada yapılan tarifi paylaşacağım. Biz çok severiz bilhassa kızım ve ben bayılırız.

Kahvaltıda yemekte her zaman tercih ederiz.Sizlerin de sevdiğinden eminim.
Kabaklarda bollaşmaya başladı şöyle güzel bir kabak mücver yapalım ve yiyelim. 
Lezzetini anlatmama gerek yok mükemmel....:))))






Haydi beyler bayanlar.
Gelsin tarifimiz.
Pamuk eller mutfağa.

     MALZEMELER
  4 Tane kabak
  2 Tane yumurta
  6 Kaşık un
  2 Tane yeşil soğan
  Bir tutam nane
  Bir tutam  maydonoz
  Bir tutam dereotu
  Tuz, karabiber, pul biber
 Kızartmak için yağ

   YAPILIŞI
  1) Kabakları yıkayıp rendeleyelim. İçine yeşillikleri ince doğrayalım. Yumurtayı, unu, tuz karabiber, pul biberi koyup karıştıralım..

 Püf noktası: Ununu iyi ayarlıyalım . Biraz cıvıksa az daha un ilavesi yapalım...Un az olursa tavada dağılır.

Bir püf noktası daha: Bütün malzemeleri karıştırınca bekletmeden yapalım. Çünki durdukça kabak su salar. Sizde un koruz diyeceksiniz, çok un girince hoş olmaz. Onun için kıvamını iyi ayarlayın...:)))))))))




 2) Şimdi tavaya yağı koyup kızgınlaşınca , kaşık yardımı ile kaşık kaşık koyalım. kızarınca tersini çevirelim kızarınca havlu kağıda alalım.

 3) Evet hepsini böyle yapıp, kızartıp bitirelim.. Çok güzel lezetli mücverlerimiz hazır.
Mmmmmmmmmmmm mis gibi kokusu her tarafı sardı. Ellerinize sağlık...:)))))))




AFİYET OLSUN..:)))))





ŞİMDİDEN HAYIRLI HAFTA SONLARI DİLERİM.
EVİMİZDEN HUZUR
SOFRAMIZDAN BEREKET
VÜCUDUMUZDAN SAĞLIK ...
EKSİK OLMASIN....:))

1 Haziran 2012 Cuma

YENİ DÜNYA TATLISI





HAYIRLI CUMALAR.....:))
BEN GELDİM....
YENİ BİR AY YENİ BİR GÜN HERKEZE HAYIRLI OLSUN ..
SAĞLIK , SIHHAT, HUZUR, MUTLULUK GETİRSİN....:))

1 / 6 / 2012
CUMA

Nasılsınız hepimiz iyiyiz çoook şükür. .
Yine bir haftanın daha sonuna geldik.Sizlerle her buluşmamda sevinç kaplıyor, huzurla doluyorum. 
Siz benim yaşam enerjim haline geldiniz. Derlerdi de inanmazdım.
Sizlerle olmak bir bağımlılık haline geliyor. Rabbim ayırmasın. Amin....:))))
Sanki bu gün tarif girmesem suçurganacağım. Bu ne hal anlayamadım.

Evet bu gün sizleri dinlenmeye aldım . Şöyle güzel bir meyve tatlısı yapalım.
Şu günlerde sıcaklar artıyor sizin ve benim için soğuk hatta ben dip firize atıyorum buzlu buzlu çok hoş oluyor.
 Diyeceksiniz cam catlamadımı? Hayır altı kalın olunca çatlamıyor...
Bu meyvenin çok değişik isimleri var.
1) Muşmula
2) Malta eriği
3)Yeni dünya

 Besin değeri: Yenidünya meyvesi, yüksek oranda A vitamini içerir.
 Eti ve kabuğunun rengi, meyvenin A vitamini kaynağı karoten yönünden zengin olduğunu gösterir. Ayrıca B ve C vitaminleri; fosfor, potasyum ve kalsiyum gibi mineral maddeler ve şeker yönünden de zengindir. 

Haaa internete baktım, bu meyve hakkında pek tatlı yok. Çok hayret ettim ben senelerdir yaparım. Bizim evdekiler kase kase yerler. Sizde meyve sevdirip yedirmek isterseniz güzel bir tarif......:)))))   Lezzetli  hafif bir tarif hemde bereketli....






Bu kadar sohbet yeter şimdi tarifimize geçelim.
Haydi beyler bayanlar gelsin tarifimiz.
Pamuk eller mutfağa.

      MALZEMELER
  5 Neskafe fincanı süt
  1 Neskafe fincanı un
  1 Neskafe  fincanı şeker
  1 Kaşık tereyağı
  1 Vanilya

   ÜZERİNİN SOSU İÇİN
  15 Tane Yeni dünya
  3 Kaşık şeker
  1 Kaşık mısır nişastası
  1 Tutam zerdeçal ( isteğe bağlı )
 
   YAPILIŞI
  1) Tencereye süt, un şeker konur karıştırılır. Ocağa alınır kaynayıp ceylan gözü olunca içine tereyağı ve vanilya konur. Resimdeki gibi kaselere paylaştırılır. Tam 10 kase çıktı.

 2) Şimdi sıra üzerinin sosunda. Yeni dünyaların dış kabukları soyulur ve içinin çekirdekleri alınır.Bir güzel mixser den geçirilir.İçine şeker zerdeçal ve nişasta konur kaynayınca soğuyan muhallebilerin üstüne pay edilir. Çok kolay bir tatlı oldu sizi hiç yormadım. Başta dedim sizi bu gün dinlerdir dim demi dostlarım....

Püf noktası: bu tatlıya zerdeçal koymamın sebebi?  Yeni dünya pişince hafif rengi değişiyor ona zerdeçal canlılık veriyor.

 3) Şimdi isteğe göre ister dolaba ister buzlukta soğusun. Çıkarın ve afiyet olsun....





  AFİYET OLSUN..:)))))

İYİLİKLER KALBİMİZİN ELÇİSİ
MELEKLER EVİMİZİN BEKÇİSİ
GÜZELLİKLER KADERİNİZİN ÇİZGİSİ OLSUN...

AMİN...........


SAĞLIK, SIHHAT, MUTLULUK 
HEPİMİZİN OLSUN
İYİ HAFTA SONLARI DİLERİM....:)))))