30 Mart 2012 Cuma

KREM KARAMELLİ KEK



ADALETİN KERAMETİ


Hz. Ali ( r. a.) 


Sıffin'e giderken yolda zırhını düşürür.  
Zırhının düştüğünü fark edince, almak için geri döner ve  Hristiyan bir adamın elinde zırhını görür.


Nazikçe zırhını  ister adam vermez ve onu Küfe kadısı Şurayh'ın ( r. a. 'ın) huzuruna götürür.


Hz. Ali ( r. a.) Kadıya şöyle söyler:
Sıffin'e giderken yolda fark etmeden zırhımı düşürmüşüm. Dönüp aradım bu adamın elinde gördüm efendim. 
Nazikçe istedim vermedi.


 '' Bu zırh benimdir '' der dava eder.  Hıristiyan adam hayır efendim benim der.


Adam inkar edince. Kadı Hz. Ali ( r. a.'dan) şahit ister.


Hz. Ali ( r. a.)  Hz.  Hasan'ı ve azatlı kölesi  Kanber'i şahid  olarak gösterir.
Kadı, evladın babası lehine şahitliğini kabul etmez. Peygamberin torununun şahitliğine izin vermedi ve başka bir şahid istedi.


Hz.  Ali başka şahidim yok dedi. Bunun üzerine, Kadı zırhı adama verdi.
Hz. Ali (r. a.) zırhını kaybettiğine hiç üzülmedi ,  hükme razı oldu ve güldü.


Hristiyan adam bu hale hayran kaldı ve zırhı alıp çıktı. Biraz gittikten sonra durdu, düşündü; ben ne yaptım. 
Alinin  zırhına sahiplendim. O ise kaybettiği zırhı için güldü geçti.
Ben  yalan söyledim, geri dönüp zırhı geri vermeliyim.

 Hristiyan adam geriye döner ve  Hz. Ali ( r. a.' a ) şöyle dedi:


'' Bu hüküm ancak peygamber hükmüdür.'' İslam dini ile müşerref olmak istiyorum der.
Hemen Şahadet getirip müslüman olur. Zırhın Hz. Alinin olduğunu söyler ve hemen teslim etmek ister.
( Lakin Hz. Ali ( r. a.) zırhı almadığı gibi ona birde at hediye eder.:)
.......................................................................................................

ALLAH'IN EN ÇOK SEVDİKLERİ VE BUĞZ ETTİKLERİ
Peygamber Efendimiz (s. a. v.) buyurdular : 


Allahü Teala üç kişiyi sevmez, fakat onlardan üç kişiye daha çok buğzeder.( sevmez)


1. Fasıklara buğzeder, fakat yaşlı fasığa daha çok buğzeder.


FASIK:  Allah'ın emirlerine aykırı davranan, günahkâr, kötü huylu, kötülük yapmayı alışkanlık haline getiren kimseye fasık denir.

2. Cimrilere buğzeder, fakat zengin cimriye daha çok buğzeder.


3.Kibirlilere buğzeder, fakat kibirli fakire daha çok buğzeder.


Allahü Teala üç kişiyi sever fakat onlardan üç kişiyi daha çok sever :


1. Takva sahiplerini ( kendisinden korkanları ) sever, fakat genç olduğu halde takva sahibi olanları daha çok sever.


2. Cömertleri sever, fakat fakir olduğu halde cömert olanları daha çok sever.


3. Tevazu sahiplerini sever, fakat zengin olduğu halde tevazu sahibi olanları daha çok sever.




30 / 3 / 2012
Cuma


HAYIRLI GÜNLER 
SEVGİ :)
SAYGI :)
MUHABBETLE BEN GELDİM............


Nasılsınız iyi misiniz, çok iyiyiz İnşallah.
Bir haftayı daha bitiriyoruz şükürler olsun.


Hepimizin evlerine,  bloklarına sağlık sıhhat huzur diliyoruz........
Maddi ve manevi dertlerimize, Şafi isminden şifa istiyoruz.........
Fasıklıktan, kibirlenmekten ,buğuzdan cimrilikten sana sığınırız....


Gene kıssadan hisselerimi fazlası ile aldım, içim huzurla doldu.
Herkese ve kendime her şeyin hayırlısını diliyorum ve istiyorum.  
Bugün haftayı tatlı tatlı bitirelim istedim.
Sizlerle bizim evde konması ile bitmesi bir olan bir tarif paylaşacağım.
Merak ettiniz demi? 








Krem karemelli kek :Harika,  hem yaş pasta , hem sütlü tatlı, hem kek  üçü bir arada.
Mükemmel bir lezzet.
Hadi tarif edelim, beyler bayanlar hazır mısınız.


Pamuk eller mutfağa


Bu benim sloganım haline geldi, her zaman bunu söylerken gülüyorum ve sanki herkesin hazır mutfakta olduğunu görüyorum. 
O şevkle tarifimi giriyorum.
Tatlıyı yapalım,
Tatlı yiyelim. 



Tatlı konuşalım.
Buyurun gelsin malzemeler.


    MALZEMELERİ



Karemeli için
 1 Su bardağı şeker





  Kreması için


 3  Yumurta
 3  Su bardağı süt
 3 Yemek kaşığı şeker
 1  Yemek kaşık nişasta
 1  Portakal kabuğu rendesi
 1  Vanilya


Keki için

 1 Su bardağı şeker
 1 Su bardağı sıvı yağ
 1 Su bardağı süt
 3 Yumurta
 3 Yemek kaşığı kakao
 1 Paket vanilya
 1 Portakal suyu
 1 Yemek kaşığı sarelle
 1 Yemek kaşığı nişasta
 1 Kabartma tozu
 2 Su bardağı un


Yapılışı


1) Karamel için: şekeri, teflon tavada, karıştırmadan ve kısık ateşte tamamen sıvılaşan'a kadar eritelim. Sıvılaşan karameli  kalıbınızın tabanına dökelim.   
2) Püf noktası: kelepçeli kalıp kullanmayalım
3) Kreması için: Yumurta ve şekeri köpürene kadar çırpalım ve diğer malzemeleri koyup karıştıralım. Karamel şekerinin üzerine dökelim.  Not: Kreması pişmeyecek.
4) Keki için: Yumurta ve şekeri köpürene kadar çırpalım. Yağ, süt, portakal suyunu  vanilya ve sarelleyi ilave edip çırpmaya devam edelim. En son un, kabartma tozu nişastayı ve kakaoyu  eleyip ilave edip karıştıralım.Maşallah hadi çok güzel oluyor.


5) Kremanın üzerine dökelim, korkmayalım pişince birbirinden ayrılacak.
6) Fırının tepsisine yarıya kadar su dolduralım. Tepsiye kalıbınızı oturtarak 175 dereceye ısınmış fırında  pişirelim. Kekimiz kabardı ısıyı düşürelim neden?
7) Püf noktası:Çünkü içi tam pişmedi ısıyı 150 dereceye düşürelim şimdi oldu.Biraz içini çeksin, kıvama gelsin. Güzel olsun hiç acelemiz yok evet şimdi hazır kürdanı batıralım . Olmuş çıkaralım soğusun.
8) Mmmmmmmmmmmmmm mis mükemmel bir koku aman Allah'ım şükürler olsun sana. 
9) Püf noktası : 1 Gece buz dolabına koyacağız, krem karemelin donması için. Hiç tırtıklamayın benim gibi üzerine not yazın.  Sakın ellemeyin tırtıklamayın.
10) Püf noktası : Dolaptan alın ocağı kısık açın  5 dakika ocağın üzerinde döndürün korkmayın  yanmaz, kendini salsın haaa şimdi oldu sallayın kıpırdanıyor servis tabağına ters çevirin.
11) Bravo tebrikler, harika oldu. Hepimizin ellerine sağlık. Bu lezzet bu emeğe deydi.


 Eşimden geçer not alan bir tatlıyı sizde deneyin.







AFİYET OLSUN :)


HAYIRLI CUMALAR
HAFTA SONUNUZ
KREM KAREMELLİ KEK TADINDA OLSUN.........









28 Mart 2012 Çarşamba

KARNABAHAR YEMEĞİ










MİCROSOFT'TA TEMİZLİKÇİ OLURDUM !!!

İşsizin biri, temizlik işleri için Microsoft'a başvurur.



İnsan Kaynakları, bir ön görüşmenin ardından testten geçirir (yeri temizletir. )   "İşe alındın.
Elektronik posta adresini ver, sana başvuru formunu göndereyim.
Aynı zamanda, işe başlamak için geleceğin günü bildiririm" der.



Adam çaresiz, bilgisayarının, dolayısıyla elektronik posta adresinin olmadığını söyler.
İnsan Kaynaklarından, onun adına üzüldüklerini, fakat elektronik posta adresin yoksa,  işe alınamayacağını söylerler.


- Adam umutsuzca, ne yapacağını bilmeden, cebinde sadece 10TL ile çıkar. 
Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alır. Kapı kapı dolaşarak, 2 saat içersin de sermayesini ikiye katlar. İşlemi birkaç kez daha tekrar eder ve akşam eve döndüğünde 60TL'si vardır.


Bu şekilde yaşayabileceğini anlar, her sabah erkenden evinden çıkar. 


Aksam geç saatlere kadar çalışır ve her gün parasını üçe, dörde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabası alır, bunu bir kamyonla değiştirir ve bir süre sonra artık, birçok araçtan oluşan bir nakliye şirketi sahibidir.

5 Sene geçer, adamımız Birleşik Devletlerin en büyük gıda nakliye şirketlerinden bir tanesinin sahibi olur.

 Artık ailesini ve geleceğini düşünmektedir ve hayat sigortası yaptırmaya karar verir. Bir sigorta şirketini arar. 
Kendine uygun bir plan seçer ve konuşma biterken, sigortacı, teklifi gönderebilmek için adamın elektronik posta adresini ister.


- Adam elektronik posta adresinin olmadığını söyler "Şaşırtıcı, der sigortacı, elektronik posta adresiniz yok ve bu hanedanlığı kurabildiniz, düşünün, ya bir de elektronik posta adresiniz olsaydı." Adam düşünür ve şu cevabı verir:

( Microsoft'ta temizlikçi olurdum:))

28 / 3 / 2012

Çarşamba

İYİ GÜNLER CANLARIM :)))



BÜTÜN DÜNYAYA 
SAĞLIK SIHHAT VE HUZUR DİLEKLERİMLE
HEPİNİZ HOŞ GELDİNİZ


Çok güzel bir kıssa ben gene bu hikayeden dersimi aldım
Bu hikayeden aldığım  ders:

Önümüzdeki engelleri yılmadan aşabilmeliyiz.
Bu gün İnternet tarif girmeyeceksin dese de ben başaracağım.


 Karnabahar yemeği yapacağız,  hepimiz sağlıklı beslenmeye çalışıyoruz.
Evlerimizde sebzelerimizi pişiriyoruz, güzel bir diyet yemeği de olabilir.


Mail yazan arkadaşlarım diyetteyiz deyince, bu gün güzel bir sebze yemeği paylaşayım dedim.
Önce faydalarından bahsedelim. Çünkü ben ne yersem önce bu bana nasıl faydalı diye araştırırım asla bir tedavi şekli değil, sadece faydaları.


KARNABAHAR
A)  Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan 'indol-3 karbonal' bulunur.


B) lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, "Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır.


C)  buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler" diyorlar.


D) A, B1, B2, C, K, E Vitamini vardır. bu vitaminlerin kaybolmaması için çok pişirmemek ve suyunu dökmemek lazım.
Karnabaharın yenilen kısmı;
Başını (kellesini) oluşturan çiçeklik ve çiçekleridir. En makbul karnabaharlar başı sıkı olanlardır.

Güzlük karnabaharın başı orta irilikte, sıkı ve beyaz çiçekli; kışlık karnabaharın başı iri, sıkı ve beyaz çiçekli ve mart karna baharının başı ise küçük, sıkı ve beyaz çiçekli olur.

Gevşek başlı ve sarımsı çiçekli karnabaharlar makbul sayılmaz. Ancak, son zamanlarda Batı ülkelerinde pembe, mor ve sarı çiçekli karnabahar çeşitleri de yetiştirilmiştir. Karnabahar; çorbası, kızartması, sade ve zeytinyağlı musakkası ile salataları yapılarak tüketilir.



BESİN DEĞERLERİ
100 gr. karnabaharın içerdiği besin değerleri şöyle sıralanabilir: 27 kalori;  2,7 gr. protein;
 5,2 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; l gr. lif: 56 mgr. fosfor; 21 mgr. kalsiyum; 0.7 mgr. demir: 295 mgr. potasyum: 60 IU A vitamini; 0,09 mgr. B1 vitamini; 0,08 mgr. B2 vitamini; 0,6 mgr. B3 vitamini ve 55 mgr. C vitamini.
SAĞLIĞIMIZA YARARLARI
1) Potasyum minerali vardır, beden için yararlı önemli besin maddelerini bolca içerir.Yüksek tansiyonu düşürür, tansiyonu belli düzeyde tutar.
2)  Karnabahar, tüm Turpgiller'deki sebzeler gibi bedenin kansere yakalanma riskini aza indirir.
3) Özellikle kalın bağırsak ve mide kanserlerine karşı etkilidir.
4) Antioksidan madde yönünden de zengindir.  Kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
5)Gözdeki katarak hastalığına yakalanma riskini de azaltır. 
 6) Demir minerali oranı yüksek olduğu için kan yapıcıdır.
7) Beyni iyi çalıştırır.
Dikkat: Bu etkilerinden yararlanmak için karnabahar haftada 2-3 kez yenilir. Ancak, tüm Turpgiller'deki sebzelerde olduğu gibi karnabahar da bedenin iyot emilimini azaltır, özellikle içme suyunda iyodun az olduğu yörelerde sıkça karnabahar yiyenler iyotlu besinler ya da iyotlu tuz almaya özen göstermelidir.




Hadi tarif edelim mi pamuk eller mutfağa
Haydi beyler bayanlar bu şifası bol olan yemeği pişirelim.


MALZEMELERİ

  • 1 Adet karnabahar
  • Bir soğan ( küçük doğranmış )
  • Bir domates ( küçük doğranmış )
  • 1 Çay bardağı zeytin yağ
  • 1 Kaşık domates salça
  • 1 Çay bardağı haşlanmış nohut
  • 2 Adet havuç ( isteğe göre doğrayın )
  • Tuz, su, az pul biber
YAPILIŞI
  1. Karnabaharı ayıklayıp yıkayalım, suyu süzülsün ve bir tencereye koyalım.
  2.  İçine zeytinyağı, soğanı,havucu domatesi ve salçayı  koyup hafif kavuralım.
  3. Kavrulan karnabahara suyunu ekleyelim ağzını kapatalım. 
  4. Pişmeye yakın nohudu pul biberi  koyalım tuzuna bakalım, pişince kapatalım ve sevgimizden koyalım.İnce kıyılmış dereotuyla süsleyelim. MMMMMMM harika ellerimize sağlık.



Çok şükür kaydı  yayınlayacağım. Sabahtan beri bilgisayarın başındayım.
İnternet yapılandırıyorlar galiba, çok zor kayda girdim ve fotoğraf yükledim.
Canlarım bu zorluğu da aştık.


AFİYET OLSUN :)
HADİ BANA MÜSAADE DERSE GEÇ KALDIM.


İŞLERİMİZ SU GİBİ AKSIN
ZORLANMADAN
DÜNYA VE AHİRET NİMETLERİ AYAKLARIMIZIN ALTINA SERİLİVERSİN......




26 Mart 2012 Pazartesi

MUHALLEBİLİ KADAYIF









KUYU

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer, adam şaşkınlık içinde  kalır ve 
 ne yapacağını şaşırır.
Eşek  saatlerce anırır sahibinin kurtarmasını bekler yardım gelmeyince ümitsizliğe düşer.
Çiftçi köylüye danışır.
İstişare sonucu, ortak alınan karardan şu sonuç çıkar.


Eşeğin yaşlı olduğundan dolayı kuyudan çıkarmaya değmeyeceğine, kuyunun da çoktandır kapanması gerektiğini düşünürler.
Kararlarını uygulamak için her biri eline kürek alarak kuyunun başın da toplanırlar.
Eşek de beni kurtarmaya geldiler diye sevinir, tatlı tatlı anırır.


Bütün  köy halkı


Kuyuya her biri birer kürek  toprak atmaya başlarlar. Hayvan  niye uğradığını şaşırır.
Eşek başına gelenin ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar.
Sonra düşünür,  şimdi benim ne yapmam lazım, herkesin şaşkınlığı altında, birden sesini keser.


İçinden şöyle der eşek:


Ben artık bağır mayayım bunlar beni toprağa gömmek istiyor.Toprak atıldıkça ben üste sıçrarım ve kurtulurum.
Senelerdir sahibime çok çalıştım ihtiyarladım diye beni buraya gömecekler der.

Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar, gözlerine inanamaz.

Eşek sırtına düşen her  toprakla müthiş bir şey yapmakta, silkelenerek toprağı sırtından aşağıya atmaktadır.


Bu şekilde de yükselen toprak onun yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.
Bir süre sonra,köylüler toprak atmaya devam edince, eşek üste doğru çıkar.

Herkesin   şaşkınlığı altında , kuyunun kenarından dışarı atlar.
Koşarak sevinçle uzaklaşır.Köylülerde ardından bakar kalır.


Bu hikayenin kıssadan hissesi


İşte bu kuyudan çıkmanın sırrı, bu kötülükleri silkeleyip atmak  bir adım yükselebilmek...
Yapılan iyilikleri unutmamaktır....
Hayat üzerimize hep toprak atacak….... 

Sıkıntılarımızın her biri birer kürek topraktır.....
Onlardan kurtulmanın yolu da bir adım atmaktır......
En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.....
Hadi  silkelenin, atın 
sırtınızda kileri....
Bir adım daha hep beraber yukarı çıkalım.....   :))))))))))



26 / 3 / 2012
PAZARTESİ


HAYIRLI GÜNLER
YENİ BİR HAFTAYI SELAMLADIK :)
SAĞLIK SIHHAT HUZURLAR DİLERİM.
MART  AYINI BİTİRMEK ÜZEREYİZ.


Büyüklerimiz Mart ayı dert ayı derler, ondan giyimlerimize dikkat etmeliyiz.
Bu gün Antalya biraz bulutlu olsa da, neşeli cıvıl cıvıl baharın verdiği huzurla sizlerle buluştum.
Hafta sonunda büyükler ziyaret edildi ve hayır dualarını aldık.
Kızım Annecim ben tarih bilgimi geliştirmek istiyorum kitap alırmısın dedi.


D&R  gittik, kitapların içinde kaybolduk öyle bir dalmışız ki  akşamın olduğunu anlamadık.
En sonunda kitapları alıp eve geldik. Böyle dolu bir hafta sonu oldu...
Bu gün sizlerle muhallebili kadayıf paylaşacağım. Çok hafif leziz üzeri kıtır kıtır.
Muhteşem bir lezzet. Haftaya tatlı ile başlayalım, Tatlı yiyip tatlı konuşalım.
Ben kadayıfına zerdeçal koyuyorum çünkü çok faydalı, evimden ve içeceklerimden hiç eksik etmem.

ANAVATANI : Hindistan olan bitkinin tropik bölgelerde kültürü yapılmaktadır.
Ülkemizde Hint safranı,safran kökü,sarıboya zerdeçav,zerdeçöp,kürküma adlarıyla da bilinir.









Zerdeçalın Kullanım Alanları

Ahmet Maranki'den Sağlıkta 

1 )Kürküminin safra artırıcı etkisi ispat edilmiştir.
2 ) Safrakesesinde kasılmayı uyararak kesenin boşalmasını sağlar.Bu yüzden safra rahatsızlıklarında kullanılır.
3 ) Ayrıca iltihap giderici etkisi de belirlenmiştir.
4 ) Esas olarak hazmı kolaylaştırıcı ve gaz gidericidir.
5 ) Peptik ülser ve ağrılarında
6 ) İnflamasyon giderici etkisiyle romatizmal artritte diyarede 
7 ) Haricen deri rahatsızlıklarında kullanılabilir.
8 ) Halk hekimliğinde,astım,çıban,soğuk algınlığı,epilepsi,baş dönmesi,böcek sokmaları,sarılık ve mantara karşı ayrıca süt salgılanması için kullanılmıştır.
Gıdada:Tadı baharlı,portakalsı,zencefilsi ve çok hafif acı lezzettedir.Daha çok jelatin ve pudingler,çeşni maddeleri,hazır çorbalar,etler ve turşularda kullanılır.
Gıdalar için uygun doğal renk katkılarının en önemlilerinden biridir.
Ayrıca ipekli kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında kullanılmaktadır.
  
Prof. Dr. Erkan Topuz zerdeçal için şöyle söylüyor:
Zerdeçal, Allah'ın  bir mucizesidir. Günde 2-3 çorba kaşığı ala bilmeliler.
Bir tavuk çorbası yapıp içine koyup ailecek yesinler.
Mesela : Bunu bir baharat olarak kabul edip yemeklerine ve tatlılarına koysunlar.


Dikkat edilecek husus: Uzmanların tavsiye ettiği kadar kullanmalı.


Evet zerdeçalın faydasından bahsettik.
Muhallebili kadayıfı  tarif edelim.
HAYDİ BEYLER BAYANLAR

Pamuk eller mutfağa gelsin tarifimiz.








MALZEMELERİ
Muhallebisi için

  • 6 Su bardağı süt
  • 1 Su bardağı su
  • 2 Kahve fincanı un
  • 2 Kahve fincanı nişasta
  • 150 Gr tereyağ
  • 1 Vanilya
  • 1 Su bardağı şeker
MALZEMELERİ
Üzerinin kadayıfı için
  • 300 Gr kadayıf
  • 2 Kaşık tereyağı
  • 3 Kaşık şeker
  • 1 Çay bardağı ceviz
  • 1 Tatlı kaşığı toz zerdeçal
YAPILIŞI
  1. Önce muhallebiyi hazırlayalım. Tencereye yağı koyalım erisin biraz kokusu çıksın. İçine unu koyalım az kavrulsun kapatalım. Soğusun içine sütü azar koyup karıştıralım topakları açalım ve ocağa  koyalım.
  2. Nişastayı su ile açalım sütün içine koyalım. Karıştıralım ceylan gözü olunca vanilyayı koyup kapatalım. Mikserden geçirip bardaklara paylaştıralım.
  3. Kadayıfı buzlukta donsun çıkaralım ovcalayalım. Tavaya yağı koyalım erisin. Kadayıfları koyalım hafif pembeleşince içine şekeri ve cevizi koyalım, az daha kavrulsun kapatalım. İçine zerdeçalı koyalım karıştıralım ılIsın ve bardakların üzerine gezdirelim dolapta biraz soğusun.
  4. Bir şey unuttuk sevgimizi de katalım ve kendimize maşallah diyelim.Ooooo muhteşem hazır tatlımız ellerimize sağlık.
NOT : İsteyen bor cama koyabilir. Kadayıfı ikiye ayırır,   bor cama 1. sini yayar muhallebiyi üstüne koyar.2. kadayıfı'da yayar.










 AFİYET OLSUN

HAYIRLI HAFTALAR
YÜZÜNÜZDEN GÜLÜCÜK
AĞZIMIZDAN  TAD 
EVİMİZDEN VE BLOGLARIMIZDAN HUZURUMUZ BU TATLI GİBİ OLSUN :)))





23 Mart 2012 Cuma

ARABAŞI ÇORBASI











NİYET


Çölde bir bedevi yolculuk yapıyordu.
Az gitti uz gitti kum tepelerini aştı ve çok susadı. Günlerdir çölde yolculuk yapıyordu.
Aramaları sonucu bir kuyu buldu ama su içmek için hayvanını elinden bırakamadı.
Bırakırsa hayvan kaçacak. Aklına bir fikir geldi. 


Ve şöyle der:


Buraya benim gibi bir çok insanlar uğrayıp su içiyorlar hem onlara kolaylık olsun.


Hem de bana kolaylık olsun.  Hepimizin iyiliği için buraya kazık çakayım hayvanlarını bağlasınlar. Benim gibi zorluk çekmesinler rahatça kana kana sularını içsinler ve doldursunlar.


İşte niyeti : İnsanlar zorlanmadan su içsin.


( Niyetinin halisliğinden dolayı cennete girer.)


Aynı şekilde başka bir bedevi gene çölde susuz kalır aramaları sonucu aynı kuyuya gelir.
Kuyu buldum diye koşar, çok mutlu olur. O mutluluğu kısa sürer önceki bedevinin çakmış olduğu kazığa ayağı takılır ve acılar içinde kıvranır.


Ve şöyle der:


Ben suyu buldum diye sevindim. Koşarak geldim kazığa takıldım.
Ben böyle acılar içinde kıvrandım, başkası benim gibi acılar çekmesin. 
Ben bu kazığı çıkarayım.


İşte niyeti : İnsanlar zorlanmadan su içsin.


( Niyetin halisliğinden dolayı oda cennete girer.)
.....................................................................................................


HAYIRLI GÜNLER :)
BÜTÜN İNSANLARA , BÖCEKLERE, KUŞLARA, BÜTÜN HAYVANLARA.
HER NERE DE OLURSANIZ OLUN SİZLERİ SEVİYORUM.


Cıvıl cıvıl kuş sesleri ile uyandım neden diyeceksiniz.Bizim bahçede badem ağacı var ona küçücük kuşlar konuyor cıvıl cıvıl ötüyorlar. Neler söylüyorlar bilmiyorum ama bana terapi oluyor.


Bugün gene kuşların sesleri ile güne merhaba dedik. Birkaç gündür bizim evde bahar temizliği vardı. Tatilin verdiği neşe ile evim misler gibi oldu. Buyurun gelin çay içelim sizleri ağırlamaktan memnun olurum, başımın üstünde yeriniz var.

                                               SEVİMLİ BLOG ÖDÜLÜ
Arkadaşımız BİRİCİTİN YERİ '' Cute Blog '' Sevimli blog ödülü vermiş. Teşekkür ederim.
 Yoğunluktan geç döndüm İnşallah layık olurum öptüm canım....Evet kıssamız harikaydı, ben gene dersimi aldımİnsanların hayrına ne yapabiliyorsak bu dünyada ki karımız Çünkü ameller niyetlere bağlı.


Dün bir ara işlerime ara verdim, bahçe arasına teyzelerime ziyaret ettim.
Gelirken biraz yürüyüş yaptım. Yol kenarında çiçekler baharın müjdeleyicisi.
Dayanamadım çiçeklerden azıcık topladım. Canlarım ne kadar güzel açmışlar.İçim açıldı eve geldim arabaşı çorbamı yaptım ve yanında resimledim.Benim dostlarımın da içi açılsın dedim.Bu gün sizlerle benim çocukluğumun corbası unutulmaya yüz tutmuş.Yöresel bir lezzet paylaşacağım.
Televizyonunun her yerde çok olmadığı, eş dost, akrabaların bir araya geldiği günlerde arabaşı çorbası yapılırdı. 

Arabaşı çorbası:  ( Av etinden avlanan tavşan, keklik, kaz' dan yapılır. )
Son yıllarda avlanmaya getirilen sınırlamalar ve yoğun şehir hayatının av meraklılarının sayısını azaltmasıyla, artık çoğunlukla tavuk ya da hindi etinden yapılıyor.
Babam şöyle der:
 Kar yağacak, uzun süre yerde kalacak ve soğuk günlerde  Karın düşmesiyle birlikte AKSEKİNİN ÇALTILI ÇUKUR köyünde herkes toplanır bu çorba birlikte pişirilir ve hoş sohbetlerle yenir.
 Evde yoksa başka bir komşudan tedarik edilen kocaman tahta sinilerin etrafında dostlar oturur ve aynı tasa kaşık sallanır, tepsilerdeki hamuru ile beraber yenir.  Taslar dolar boşalır yahu yeter artık diyen olmazdı.
Arabaşı geleneği binlerce yıldır :
 İç Anadolu’ya özgü. Bazen Konyalılar, Ereğlililer, Yozgatlılar, Karamanlılar bazen de Kayserililer, herkes bu ilginç yemeğin kendilerine has olduğunu iddia ederler.
 Biz Aksekililer de yaparız . İçine limon ve yoğun şekilde pul biber karıştırılarak sıcak yenen arabaşının kıvamını tutturan kadın, bölgemizde en hamarat ev hanımı olarak görülür.
Bilmeyen pek çoğunun yemeyi başaramadıkları bu orijinal yemeği anlamakta zorlananlar da az değildir. Maliyeti düşük olduğundan bir zamanların yoksul Anadolu’sunun yaratıcılığını temsil eder.
Sanıldığı gibi Arap’larla ilgili bir yemek değildir. Arada bir gelen misafirle yendiğinden.
 “Ara-Aşı” bileşik kelimesinin zamanla değişmesinden isim aldığı düşünülmektedir.
Şimdi hadi canlarım tarif edelim mi?
Haydi beyler bayanlar pamuk eller mutfağa :)))
MALZEMELER
  • 1Tane küçük tavuk ( bol sulu haşlayalım içine tane karabiber )
  • 6 Kaşık un
  • 1 Kaşık tereyağı
  • 2 Yemek kaşığı domates salçası
  • 1 Yemek kaşığı biber salçası
  • 1 Yemek kaşığı pul biber
  • 4 Parça limon tuzu ve tuz
HAMURU İÇİN MALZEMELER
  • 1 Buçuk su bardağı un 
  • 3 Su bardağı soğuk su
  • 3 Su bardağı sıcak su
  • 1 Fiske tuz
  • 1 Tatlı kaşığı tereyağı
YAPILIŞI
  1. Önce hamurunu yapalım: Unu soğuk su ile karıştırdık, içine azar azar sıcak suyu koyalım karıştıralım topaklanmasını önleyelim. Tel süzgeçten geçirelim.
  2. Püf noktası :Muhakkak süzgeçten geçirin unutmayın
  3. Tencereyi ocağa alıp un karışımını içine koyalım, karıştıralım koyulaşmaya başlayıp ceylan gözü gibi pıt pıt atınca saat tutalım. Tam 5 dakika karıştıralım un kokusu gitsin. Tereyağı koyup tekrar karıştıralım.
  4. Karıştırmazsanız dibi tutar canlarım dikkat. Altını kapatalım bor camı hafif su ile ıslatıp içine dökelim.
  5.  Püf noktası: Üzerini filim kireçletip kapatalım, neden üzeri kalın bir tabaka bağlamasın hoş görüntü olmaz, mükemmeli yakalı caz.Üzerine isterseniz hafif tereyağ sürebilirsiniz parlak olması için.
  6. Çorbamızı yapalım : Tencereye tere yağını koyalım pembeleşinceye kadar kızarsın. 
  7. Püf noktası : Tereyağının beyaz köpüklerini alalım çorbamız berrak olsun.Unu koyup 1 dakika kavuralım. Ilıkken salçaları koyalım 2 su bardağı soğuk tavuk suyu ile açalım.
  8. Püf noktası : Ilık dahi olsa sıcak tavuk suyu koyarsak topaklanma olur.Evet şimdi kalan tavuk suyunu koyuluğuna bakarak ilave edelim, sakın bütün suları koymayın biraz kaynayınca kıvamını ayarlayın.
  9. Pul biberi koyalım , tuzunu ayarlayalım limon tuzunu koyalım tavukları isteğe göre didelim içinde buluşturalım mmmmmmm mis gibi koku mutfakta yayılıyor.
  10. Evet  canlarım çorbamız hazır eee peki nasıl yiyeceğiz.
  11. Çorbanın 2 yeme şekli var : 1. Şekli hamurdan kaşığa alırız çorbaya banar yeriz. 2. Şekli hamurdan küçük parçaları kasedeki çorbaya koruz ve kaşık kaşık yeriz.
  12. OFFFFFFFFF müthiş çorba yaptık ellerimize sağlık.
İsteğe göre hamursuzda içilir.
Yöresel lezzet olunca çok yapılmayan unutulan hamurunu da sizler için yaptım.
Yarım ölçü azıcık yapın ama muhakkak deneyin. Bizimle mezara gitmesin.
Tariflerimiz, el emeklerimiz, köpeklerimiz, balıklarımız v.s.
Yurt dışına gidiyor onlar sahip çıkıyor.


Arkadaşımız Safiyeciğim bir etkinlik başlattı. '' Yöresel lezzetler etkinliği ''
Bu tarifimi gönderiyorum. Kolay gelsin canım.



AFİYET OLSUN :)


SAĞLIK, SIHHAT, HUZURLU OLALIM.
HAYIRLI HAFTA SONLARI 

YÜZÜNÜZDEN GÜLÜCÜK EKSİK OLMASIN.







21 Mart 2012 Çarşamba

BARBUNYA PiLAKİ ( TATİLDEN PAYLAŞIMLAR )









BUDA GEÇER

Zamanın birinde bir derviş, yola çıkar.


Az gider uz gider, dere tepe düz gider yorulur  ve  konaklayacağı köye varır.
Köyde kimde kalacağını araştırır.
Köylüler, köyde iki ağa var birisi Şakir ağa diğeri Hasip ağa.
Sen Şakir ağada kal, o çok cömerttir seni pek güzel ağırlar.


Hasib ağa ise çok cimridir o seni güzel ağırlamaz derler.  Şakir ağanın çiftliğine gider.
Şakir ağa dervişi güzelce ağırlar, sabah olunca ağa bağı bahçeyi çiftliği gezdirir.
Derviş hayretler içinde derki:


ALLAH sana ne kadar nimet vermiş ağa der.


-Şakir ağa cevap verir :


Buda  geçer, der güler.


Derviş buna bir anlam veremez ve yoluna devam eder.Bir gün o köye işi düşer ve önce Şakir ağayı ziyaret edeyim der.
 Ağayı diğer ağanın yanında hizmetli olarak çalışır görür.
Şakir ağam sana ne oldu böyle o zenginliğin nerede diye sorar?


Ağa anlatır bir sel tufan oldu bütün varlığım sel ile beraber gitti der. Derviş buna çok üzülür.
Şakir ağa onu fakirhanesinde ağırlar ALLAH  ne verdi ise yedirir içirir.
 Derviş bir kat daha hüzünlenir sen buna layık değilsin ağam der.


- Şakir ağa cevap verir :


Buda geçer der güler.


Derviş  yoluna devam eder. Yakın bir zaman  sonra,  gene o köye uğrar bu sefer şaşırır.
Şakir ağa eskisinden daha da zengin olmuş. Hayretler içinde sorar hayrola ağam ne iştir.
Şakir ağa anlatır hizmet ettiğim ağam öldü, çocuğu da yoktu ölmeden malını mülkünü bana bıraktı.
Derviş hadi iyi yokluktan kurtuldun..


-Şakir ağa dervişe : 


Buda geçer baki kalan h.z. ALLAH'tır.


Derviş Şakir ağayı hiç unutmaz onun iyiliklerini devamlı anlatır ne zamandır  ziyaretine gitmedim .
Şakir ağayı ziyaret edeyim der. Bir  de ne görsün! Şakir ağa ölmüş mezar taşına şöyle yazdırmış.


Buda geçer yar.


Ey be Şakir ağa ölmüşsün ne geçecek der.  Derviş seneler sonra tekrar o köye uğrar.
Şakir ağayı  ziyaret edeyim. Bakar ki ne mezar var, ne tepe, şaşar kalır.
Köylülere sorar onlar da bir sel oldu ve o selde mezarda tepede kayboldu derler.


Derviş  şöyle mırıldanır
Ebe Şakir ağa


( Buda geçermiş der.)
...............................................................................................



HAYIRLI GÜNLER CANLARIM
SEVGİ SAYGI VE MUHABBETLE
BEN GELDİM :)))

Bu gün çok heyecanlıyım çok şükür kavuşturana.
Bu kıssayı dün arkadaşım anlattı.
Dedi ki: Buda geçer der atalarımız bunun kıssasını biliyor musunuz ?
Bizde bilmiyoruz dedik ve anlatmasını rica ettik.Teşekkürler arkadaşım.
Sizlerle bu güzel kıssayı paylaşmak istedim ve dersimi aldım.


Bir gün bizde gelip geçeriz.
Baki kalan bizim yaptıklarımız ve arkamızdan bıraktıklarımız.
Bizde bunun için uğraşıyoruz demi canlarım. Otelde bile ne paylaşırım diye çabaladım.
Durmak yok yola devam.Buda geçer.


Çanakkale şavaş'ını  bundan önceki yazımı yazarken ecdadıma hürmetimden sanki saygı duruşunda durur vaziyette yazdım.
18 Martın benim için başka bir önemi daha var, benim evlilik yıl dönümüm.
Benim için   manevi değeri çok.
Hafta sonunda cumadan bende karları görürüm ümidi ile sandıklı tarafına tatile gittik.


Karlara karşıdan baktım. Kaldığımız ( SANDIKLI PARK OTEL TIK TIK ) çok güzeldi 2 sene önce faaliyete geçmiş. 
Gitmek isteyenlere tavsiye ederim. 5 yıldızlı olmasına rağmen fiyatları uygun çok geniş lobisi dinlenme yerleri var, soğuk sıcak havuzları.
Bayan, erkek ayrı, özel aile yerleri ayrı, erkek bayan karışık ayrı, çocuklara ayrı.






Birde orada neredeyse mutfağa girip çalışacaktım.Rasim usta  RASİM CAN TIK TIK 
Ustam kabaktan çok güzel figürler yapmış. Ben her zaman televizyonlardan seyrederdim.
Karşımda görünce fotoğraflayıp sizinle paylaşmak istedim.

Fotoğraflar ters ışıktan dolayı mükemmel değil Rasim ustaya tıklayın.





Önündeki kabaktan büyük çiçek yapmaya başlamıştı. Bitmiş ini görmek nasip olmadı.


Turp, havuç, pancardan çiçek yapımını seyrettim.
Ustamdan rica ettim bana da öğretir misin? dedim.
Hiç üşenmeden tabi dedi.
Turptan pancardan çiçekler öğrendim teşekkürler ustam. 

Dekor seti alınca deneyeceğim. 

Ustaların hepsi çok naziklerdi,  sizler için benim beğendiğim lezzetlerin tariflerini istedim.
İlerleyen zamanlarda bu tarifler bloğum da olacak inşallah.
Her zaman eşimin işi sebebi ile otellerde çok bulundum.
İlk  def'a bir otelin yemekleri bizi rahatsız etmedi.



Bu gün sizlerle barbunya pilaki yapımını paylaşmak istiyorum.
Bizim evde soğuk lezzet olarak çok yenir.
Muhakkak sık sık yaparım dolaba koyarım mmmmmm lezzetli hele soğuk mükemmel olur.


Ben içine patates koymadım, neden diyeceksiniz.
Çünkü patates konursa bir gün içinde bitirmek lazım, ama barbunya pilaki dinlenince güzel olur.
Patatesi bir gün içinde tüketmek lazım, ertesi güne kalınca kendi kendini zehirliyor.
Bu bilgiyi de paylaşmış oldum.


Haydi beyler bayanlar tarif edelimmi
Pamuk eller mutfağa
Güzel bir barbunya pilaki yapalım.
Gelsin malzemeleri.

MALZEMELERİ
  • Yarım paket barbunya
  • 1 Soğan ( küçük doğranmış )
  • 2 Kaşık salça
  • 2 Havuç ( küp doğranmış )
  • 1 Tatlı kaşığı şeker
  • 3 Diş sarımsak
  • Tuz
  • 1 Çay bardağı zeytinyağı
YAPILIŞI
  1. Tencereye su koyalım kaynasın. Barbunyaları ayıklayalım yıkayıp tencerede haşlayalım.
  2. Haşlanan barbunyaları süzelim, düdüklüye yağı,  soğanı ve sarımsağı  koyalım.
  3. Kavrulan soğana salçayı koyalım hafif kavrulsun.
  4. Şimdi barbunyaları koyalım karıştıralım suyunu üstüne basıncaya kadar koyalım.
  5. Düdüklünün kapağını kapayalım, yarım saat pişsin kapatalım.
  6. Soğuyunca kapağını  açalım  içine havuçları şekeri  ve tuzunu koyalım pişmesini kontrol edelim.
  7. Havuçlar pişene dek pişirelim ve evet piştiyse yemeğimiz hazır.
  8. Soğuyunca servis yapabiliriz, evet zettinyağlımız hazır birde pilav yaptınız mı tam olur.Turşunuz varsa onu da çıkarın afiyetle yiyelim, ellerinize sağlık.





AFİYET OLSUN
SOFRANIZDAN BEREKET EKSİK OLMASIN :)
SAĞLICAKLA KALIN