29 Şubat 2012 Çarşamba

FIRIN SÜTLAÇ







FATİHİN HALKINI VE ORDUSUNU İMTİHANI


Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetme planları yapıyordu, henüz 21 yaşındaydı.
Hükümdar, Istanbul'un fethine girişmeden önce, halkını ve ordusunu  imtihan etmek istemişti. 
Sabah erkenden  tebdili kıyafet ederek, Osmanlı'nın başşehri olan Edirne'de çarşıya çıktı. 
Çarşının bir tarafindan girip, alis veris yapmaya basladi. Birinci dükkâna varıp kumaş ve yağ 
istedi,birisini verdi, ikinci bir şey istediğinde dükkan sahibi vermedi.
Fatih'i  tanımıyordu dükkan sahibi,Fatih Hazretleri mal olduğu halde neden vermediğini sordu. 

Adam: 

"Ben sana bir şey satmakla sabah siftahımı yapmış oldum, ikinci alacağını da karşıdaki dükkandan al, ç
ünkü o henüz siftah etmemiştir," dedi. Fatih memnun olmuştu, öbürüne vardı. Bir miktar mal aldı, ikincisini istediğinde o da vermedi.

Komşu dükkana gönderdi, böylece Hazreti Fatih koca çarsıyı  dolaştı, hepsinde ayni muamele ile karşılaşmıştı. 
Aldıkları erzakı, medresede ilim tahsil eden talebelere gönderdi, kendisi de saraya geldi.

Şimdi ordusunu imtihan edecekti, orduyu hazırlattı ve üzüm bağlarına hareket ettiler.


Üzüm bağlarının önünden geçtiler, bir yerde konakladılar.
Fatih Sultan Mehmet hastalandı dedirtti, yanında üzüm olan varmı.
Üzüm yerse padişah  iyileşecek,koskoca orduda çıt yok.
Peki üzümün tükrüğü ağzında kalan varmı ? Tükürüğü de yeter.
Gene çıt yok, koskoca ordu bir bağdan geçiyor ve bir tane bile üzüm koparmıyor. 
Fatih Sultan Mehmet Allah'a şükür secdesine kapandı ve şöyle dedi: 

"Ya Rabbi sana hamdolsun…



Bana böyle birbirini düşünen millet ve ordu ihsan ettiğin için.
Ben bu milletimle ve ordumla değil Bizans'ı, dünyayı bile fethederim dedi.
İstanbul'un Fetih planlarını hazırlamaya başladı. 
51 gün süren muhasaradan sonra Bizans, Akşemseddin Hazretlerinin de bizzat istirakıyla manevi yardımlarıyla fetholunmustu. Istanbul fetholunduktan sonra, Osmanlı imparatorluğunun merkezi Edirne'den İstanbul'a taşındı.









CANLARIM İYİ GÜNLER :)
SAĞLIK , SIHHAT, HUZUR, MUTLULUK
HEPİMİZE OLSUN İNŞALLAH :)


Bu gün Antalya soğukta olsa, memleketimi çok seviyorum.
Eski kışlar geri geldi.
Sabah kızımı gönderdim, yatmadım ve sizlerle olmak istedim.
Önce tablet ve cep telefonunun sayfaları değişmiş.
Önce onun hakkında bir post yazdım yayınladım, şimdide tarif gireceğim.
Durmak yok tariflere devam.


Hikaye tadında kıssamızı paylaştım, bu kıssayı çok severim.
Her okuduğumda  beni çok farklı yerlere götürür.
Hepimiz inşallah şefaatlerine nail oluruz.
AMİN..........
Geçen gün bahçede çocuklar portakal koparmak için demirlere tırmanıyorlar.
Düşcekler,ne yapıyorsunuz teyzecim dedim.


Portakal koparcaz, izin aldınızmı hayır, izin alın  izin almadan almayın yavrum.
Sakın demirlere tırmanmayın , geçin içeriye dedim.
Güzelce izah ettim, çok güzel anladılar ve şimdi alabilirmiyiz dediler.
Tabiki teyzecim alın, arkadaşımızada alalımmı al yavrum dedim.
Tatlı dille işi çözdük .
Bu gün sizlerle  fırın sütlaç yapıcaz, tam padişahlara saraylara  layık. :)


Hepimizin evleri, herkezin kendisi için saray değilmi ?
Bizde yapalım  kendi  sarayımızda tatlı tatlı yiyelim.
Sonuncusu benim önümde hımmmmm harika
Eşim istanbula gitmeden hanım bi sütlaç yap, ağzımız tatlansın dedi.
Ama üstü kızarmış olsun,tamam dedim ve akşama yaptım.
Bayıla bayıla yedik, lezizmi leziz çok hafif :)
Şimdi sizlerle paylaşacağım, haydi mutfağa geçelim.


Baylar bayanlar hadi koşun, koşun tarif geliyor.
Ustalar balla tereyağını söylemiyorlar.
Beni takibe devam bütün sırlar burda.
Bildiğiniz yemeği bile bakın, bir sırrı vardır.
Pamuk eller mutfağa :)


MALZEMELERİ


  • 7 Su bardağı süt
  • 1 Çay bardağı haşlanmış pirinç
  • 1 Su bardağı şeker
  • 2 Yemek kaşığı pirinç unu
  • 2 Yemek kaşığı bal
  • 1 Yemek kaşığı tereyağ
  • 1 Paket vanilya
YAPILIŞI


1 ) Tencereye sütü pirinci şekeri koyalım, karıştıralım kaynasın.


2 )  Pirinç ununu suyla karıştırıp sütlaca koyalım, karıştırın topaklanmasın.


3 ) İçine bal  tereyağı ve vanilyayı koyalım karıştırıp altını kapatalım.


4 ) Tepsiye su koyalım, küçük güveç kaplarına paylaştıralım birazda sevgimizi serpiştirelim tepsiye yerleştirelim,  mmmmmm şimdi oldu artık  fırına gidebilir ve  üstünü kızarıncaya kadar bekletelim çıkaralım, soğusun servise hazır.


5 ) Ben sütlacı pişirirken  bosch' un küçük fırınının ızgara ayarını 230 derce ye ayarlayıp pişirdim. 


NOT: CANLARIM KAFANIZA NE TAKILDI BEN BURADAYIM :)
SORUN YARDIMCI OLURUM :)
CANLARIM BİRDE SÜTLACIN ÖZLEŞMESİNE DİKKAT EDİN NE CIVIK NE KOYU ORTA KIVAM.
PİRİNÇTEN PİRİNCE DEĞİŞİR  BİR KAŞIK DAHA PİRİNÇ UNU İSTEYEBİLİR İYİ AYARLAYIN:)




AFİYET OLSUN :)


MUTFAĞIMIZDAN BEREKET
AĞZIMIZDAN TAT
EVİMİZDEN HUZUR
BEDENİMİZDEN SAĞLIK
BLOGLARIMIZ DA SEVGİ, SAYGI, HUZUR,  MUHABBET
EKSİK OLMASIN CANLARIM.



28 Şubat 2012 Salı

DİKKAT ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !





BLOGGER SAHİPLERİNİN DİKKATİNE

Nasılsınız iyisinizdir inşallah :)
Saygılarımı arz ederim.
Bu kadar güzel ve özel sayfalar için teşekkürler.
Bu imkanı bize sunduğunuz için gene teşekkürler.
Benim sizden bir isteğim var.
27 ŞUBAT PAZARTESİ AKŞAMI
Tekrar tablet bilgisayarımı açıp mesajlarıma bakayım dedim.
Sayfa düzeni değişmiş, cep telefonuma baktım ondada aynı değişiklik var.

Bir kaç tarif gözüküyor kızıma annem baksana dedim.
Baktı en aşağıda Web sürümünü görüntüle tıklıcaksın anne dedi.
Güzel tıkladım gerçek sayfama geldim.
Tamam ama her seferinde bunu yapmalıyım.
Arkadaşlara giderken aynı işlemi gene yapmalıyım.
Neden diyeceksiniz.

Çünki ben arkadaşlarımı kendi legolarıyla, resimleriyle, sayfalarıyla tanıyorum.
Herkesi bir anda girdiğimde tanıyamıyorum, sizde hak verin.
Bir sürü arkadaşımız var.
Vede ben tablet ve cep telefonu vasıtasıyla ulaşıyorum.
Pencere sayısı çoğaldıkça bana taplet dur çok pencere açtın diyor.
Geri dönüyorum, tekrar arkadaşlara, böyle olunca zor oluyor.

Bu sebeple siz bana çok pencere açtırıyorsunuz.
Eski şekle dönebilirmisiniz, bir de benim, etrafımdaki arkadaşlarım.
Neden böyle yaptın önceki tariflerine ulaşamıyoruz diyorlar
Herkes ne bilsin Wep sürümüne tıklanacağını.
Ben bile 2 Aydır sizinleyim bilemedim.
Birde pir şey daha arz edeceğim.
Yorum sayfalarımızda aynı anda değişmiş, önceki hali daha sıcak değilmiydi.

Masa üstü bilgisayarım o iyi onda sorun yok.
Ama onda kızım ders yapıyor.
Bana da tablet ve cep telefonu kalıyor.
Bu sorunumu çözüverin.
SEVGİ, SAYGI VE HÜRMETLERİMLE

BİR KASE LEZZET :))))




27 Şubat 2012 Pazartesi

KİLİS TAVA ( TEPSİ KEBABI )












PADİŞAHIN İŞİ NE


Sultan Murad Han o gün bir hoşdur.
Telaşeli görünür,sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer.
Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil, Veziriazam Siyavuş Paşa sorar.
Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var ?
Akşam garip bir rüya gördüm, bir adam padişahın işi ne dediğini.

Yardım istediğini gördüm, hayırdır inşallah?..

Hayır mı şer mi öğreneceğiz.
Nasıl yani hazırlan, dışarı çıkıyoruz.
Ve iki molla kılığında çıkarlar, görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir.

Seri, kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten aşağılara sallanır.
Unkapanı civarında soluklanır,etrafına daha bir dikkatle bakınır.
İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;

Kimdir bu?

Ahali aman hocam hiç bulaşma derler, ayyaşın meyhusun biri işte!..
Nerden biliyorsunuz? Müsaade et de bilelim yani, kırk yıllık komşumuz

Aslında iyi sanatkardır, azaplar çarşısın da çalışır.
Nalının hasını yapar, ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar.
Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine..
Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu? hasılı, mahalleli döner ardını gider.

Bizim tedbili kiyafet mollalar kalırlar mı ortada!..
Tam vezir de toparlanıyordu ki, padişah keser yolunu nereye ?
Bilmem , bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.
Millet bu, çeker gider, ama biz gidemeyiz ,d
efini tamamlamak gerek.
Saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik dah, peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

Mollalığa devam,naaşı kaldırmalıyız en azından, aman efendim, nasıl kaldırırız?
Basbayağı kaldırırız işte., bunun yıkanması, paklanması var,tekfini, telkini...
Merak etme ben beceririm, ama önce bir gasilhane bulmalıyız.
Şurada bir mahalle mescidi var , olmaz vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?
Ne bileyim, Ayasofya'dan, Süleymaniye'den, en azından Fatih Camii'nden...
Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur, tanınmak istemem.

Ama Fatih Camii'ni iyi.


Hadi yüklenelim ve gelirler camiye.
Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur, Padişah bakır kazanları vurur ocağa...
Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki.
Bir nurdur, aydınlanır alnında. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında.
Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza...
Mechul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar, ama namaz vaktine bir hayli vardır.
Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

Sultanım, der yanlış yapıyoruz galiba, nasıl yani?..
Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi.

Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..
Doğru, öyle ya, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.

Padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur.
Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler.
Sanki bu vefatı bekler gibidir.

Hakkını helal et evladım, belli ki çok yorulmuşsun, sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar.

Hatıralara dalar sonra silkinip çıkar hayal dünyasından...
Biliyor musun oğlum, diye dertli dertli söylenir, bizim efendi bir âlemdi, vesselam...
Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin.
Elindekini avucundakini verir satın alırdı, sonra getirip dökerdi helaya!.
Niye Ümmeti Muhammed içmesin diye...

-- Hayret sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi.

Ben sizin zamanınızı satın aldım mı aldım,öyleyse şimdi dinlemeniz gerek.
O geçer gider, ben menkîbeler anlatırdım, Mızraklı ilmihal. Hucceti islam okurdum...
Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki...
Milletin ne sandığı umrunda değildi, hoş o hep uzak mescidlere giderdi.
Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye.

Ama ben üsteledim, iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?
-- Peki o ne dedi?

- Önce uzun uzun güldü, sonra; - Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?

..................................................................................................................


CANLARIM HAYIRLI GÜNLER :)
NASILSINIZ İYİSİNİZ İNŞALLAH
BEN ÇOK İYİYİM HAMDOLSUN :)


Bu gün içimde bir heyecan, sizlerle buluşacağım da hep böyle oluyorum.
Yeni tarif girmenin heyecanı ile güne başladım.
Hafta sonu yoğun geçti, ingilizce kursum bitti, sınavı geçtim.
Biraz ara vermek istiyorum iki senedir aralıksız gittim.
Bundan sonra daha sık tarif gireceğim inşallah.

Çünki sizinle paylaşmak istediğim, sayısını bilmediğim o kadar tariflerim var.
Bunların hepsini toparlamak ve siz çok değerli arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.
Resimlerim de çok birikti, takibe devam edin çok özel lezzetler.
Bu gün sizlerle Gaziantep , hatay yörelerine ait bir lezzet paylaşmak istiyorum.
Bizim evde bir numaradır, muhakkak hafta sonları yaparız.
Yaptıkça eksikleri tamamlanmış bir tarif, harfiyyen uygulayın.

Çünki , sarımsağı ve acısı çok diyebilirsiniz.
Özellikle balkonumdaki biberiyeleri bunun için kuruturum.
Mutlaka deneyin, benim gurmelerden ve misafirlerimde her zaman tam puan alır.
Bu tarifin değişik versiyonları patlıcanlısı, pateteslisi v. s. var,
Bu gün bu tarifi yapacağım.
İlerki günlerde farklılarını da paylaşırız inşallah.

Haydi beyler bayanlar
Pamuk eller mutfağa
Bu benim sloganım gibi oldu :)




MALZEMELERİ
  • 500 Gram orta yağlı kıyma
  • 1 Tane soğan ( minicik doğranmış )
  • 2 Kırmızı biber ( minicik doğranmış )
  • 8 Diş sarımsak ( rendelenmiş )
  • 5 Tane kurutulmuş biberiye ( minicik doğranmış )
  • Az maydanoz ( ince doğranmış )
  • Tuz, karabiber, az kimyon
  • Üzeri için1tane domates ve 1 tane kuru soğan ve 1 tane yeşil biber.

YAPILIŞI


1) Bir kaba kıymayı, baharatları, maydanozu ve kıyılan malzemeleri koyalım.


2) Güzelce yoğuralım özleşsin ve tepsiye yayalım.


3 ) Resimdeki gibi üzerine domatesi biberi ve soğanı dilimleyip koyalım.


4) 230 Derece fırında pişirelim.


5 ) Fırında üzerine bakalım kızarmışmı, kızarmadıysa fırınınızı bilmiyorum üst kızarma ayarında biraz kızartın. Sakın yakmayın, çıkarın soğumadan servis yapın.


Buharı üzerinde size yolluyorum, sizde bizim gibi suyunun lezzetine varın
Ekmeklerinize banın. :)










Elifin defterinden mndlna etkinliğine gönderiyorum.


AFİYET BAL ŞEKER OLSUN
SEVGİYLE KALIN :)





23 Şubat 2012 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMASI -USTALIK SINAVIN DAN PAYLAŞIMLAR





CANLARIM BEN GELDİM
:))))))))))))))))))))))))))))))))))))
NASILSINIZ İYİSİNİZDİR İNŞALLAH
İYİ OLDUĞUNUZU MESAJLARINIZDAN GÖRDÜM
HEPİNİZİ SAĞLIK , SIHHAT VE HUZURLAR DİLİYORUM
SİZLERE TEŞEKKÜRLERİMİ MUHABBETİMİ SUNUYORUM.


Hafta başı sizinle görüştük ne çabuk bitiyor anlamadım.
Benim için çok çabuk bitti sanki ?
Teyzelerimin hayır düalarını aldım eve girdim.
Sevinçli bir şekilde bilgisayarın başına  sizlerle muhabbet etmek için oturdum.
Siz benim sevinç kaynağım oldunuz.


Gönül kapıları bu kadar çabuk açılmaz ama ben sizlere çok çabuk alıştım.
Çok sevdim değerli dostlarım oldu :)
Beni çok seven sizlerle buluşmak beni çok heyecanlandırıyor.
Bana  bu güzellikleri yaşattığınız için çok teşekkür ederim. :)
ALLAH hepimizden razi ve memnun olsun inşallah.
Burda rasulüllah s.a.v. bir sözünü paylaşmak isterim. 


"İyi arkadaş, dost  güzel koku satan kişiye benzer;
 Ondan sana bir şey değmese bile onun kokusundan sana siner. 
Kötü arkadas ise körükçüye benzer;
Sana karasindan bir şey bulaşmasa bile dumanindan bulaşır."


Bizim gönlümüz hep iyilikten yana ham dolsun:)
Bugün sizlere çok mutlu haberlerle geldim.
Aşçılık sınavım güzel geçti.
Salı günü saat sekizde okuldaydım.


OKULUM




Ayşin öğretmenim bana çok güzel jest yaptı
Aşçılık kıyafeti hediye etti.
Giydim kepinide taktık harika oldum.
Teşekkürler Ayşin öğretmenim.


AYŞİN ÖĞRETMENİM




Bende portakallı kesme kurabiyemden yapmıştım.
Portakallı kesme kurabiye için burayı  TIKTIK :)

Onu bi güzel  paketledim kurdela ile bağladım götürdüm.
Öğretmenim bunu herkeze ikram etmeliyiz canım dedi:
Müdür odasından başlayarak herkeze ikram ettik çok beğendiler.
Tarifini sordular, Ayşin öğretmenim arkadaşımızın bloğu var girin alın dedi.
Canımsınız benim, herkesin desteklerine teşekkürler.
Hadi sınava dönelim.


Ben bir gün önce okula gittim bana ne istersen yap ama bize yaprak sar dediler.
Tabi öğretmenlerim dedim.
Bana bir masa ayarladılar, bütün bana lazım olacak eşyalarımı taşıdım.
Yemeklerimi hazırlamaya başladım.
Sarmalarla epey uğraştım,sık sık arkadaşlarımın ziyaretleri oldu.
Musakkamı da pişirdim.
Portakallı kesme kurabiyeyi de önce ikram etmiştim.
Masamı hazırladım, çok zevkli oldu.
Okul ortamında en iyiyi yapmaya çalıştık.


BENİM MASAM




Orada sizinde olmasını isterdim, çok güzeldi muhteşem bir şölen.
Pankekçiler, salatacılar,helvacılar, sıcaklar, soğuklar,tatlılar börekler v.s.
Ya anlatamam size kalabalık hat safhadaydı.
Bir kısmı perşembe günü sınav olacak, hepimiz olsaydık nasıl olurdu.
Şadiye öğretmenim haydi Ayşe sıra sende sunumunu yap deyince  heyecanlandım.
İki çeşit yapmıştım, tabaklara servisi yaptım öğretmenlere sundum.
Birisi zeytinağlı  sarma


Diğeri patlıcan musakka tarifi için TIKTIK :)

Hepside ev usulü mükemmel lezzetler oldu.
Çün ki ben nacizhane ev hanımıyım, diğer arkadaşlar çalışıyor.
Bir ustada geldi yanıma ben dolmayı  beyaz yaptım seninkisi kırmızı olmuş dedi.
Bende canım benimki ev usulü seninki otel usulü korkma bişey olmaz dedim:)
Tabi herkes heyecanlı, haklılar.


Daha sonra otelde çalışan ustalar geldi ortalık iyice doldu taştı.
Onlarda sunumlarını yaptılar.
Masalar birleştirildi bütün yemekler servis için kondu.
OKULDAKİ ÇALIŞANLARA SUNULDU ÇOK HARİKA GÖRÜNTÜLER


YAPTIĞIMIZ İKRAMLAR




Benim kadar sizlerde fotoğraflara bakarken muhteşem demişsinizdir.
Bu kadar anlatım yeter.
Haydi sizinle yaprak sarmasını tarif edelim.
Bakalım sizden de geçer not alacak mıyım.
Merak ediyorum, baylar bayanlar.


HAYDİ CANLARIM
PAMUK ELLER MUTFAĞA






MALZEMELER

  • Yarım kilo salamura yaprak
  • 3 Su bardağı pirinç
  • 2 Kuru soğan ince doğranmış
  • 2 Kaşık salça
  • 2 Çay bardağı zeytinyağı
  • Yarım bağ maydanoz ince doğranmış
  • Yarım bağ dereotu ince doğranmış
  • Yarım bağ fesleğen ince doğranmış
  • Kuru nane, kimyon, karabiber, tuz  ve pul biber
  • 3 Tane domates birisi iç harca ikisi tencerenin dibine halka doğra
  • Pişince yarım limon
YAPILIŞI

  1. Yapraklar tuzunu alması için iki saat suya ıslayalım.
  2. Tencereye su koyalım kaynasın , yaprakları haşlayalım süzelim soğusun.
  3. İçini hazırlayalım, tavaya soğan ve bir çay bardağı yağı koyalım kavrulsun.
  4. Bir kaşık salça soğanın içine ekleyelim karıştıralım altını kapatalım.
  5. Pirinci yıkayıp koyalım, domatesi, yeşillikleri ve baharatları  koyalım.
  6. Karıştırıp saralım.
  7. Sarması bir yaprağı koyalım, bir tatlı kaşığı iç koyup iki tarafı içe az kapatıp rulo saralım.
  8. Tencerenin dibi tutmasın diye domatesleri koyalım sarmaları dizelim.
  9. Üstü basana kadar su koyalım.
  10. Tavaya kalan bir çay bardağı yağı, bir aşık salçayı koyalım  kavrulsun az su ile açalım.
  11. Yaprakların üstüne dökelim tuzunu ayarlıyalım ve üstüne büyük servis tabağı kapatıp kapağını da koyalım pişsin.
  12. Pişen sarmaya limonunu koyalım bir  fıkırdasın altını kapatalım.
  13. Dinlensin hemen açmayalım ve servise hazır.






AFİYET OLSUN CANLARIM.
HAYIRLI CUMALAR.










16 Şubat 2012 Perşembe

KURABİYE ( PARİS GÜZELİ)







SEVGİ AĞACI
Bir zamanlar, uçsuz bucaksız bir kum çölünün ortasında, yemyeşil yaprakları ile dibine gölge ve serinlik veren bir ağaç varmış. Çölün kavurucu ve acımasız sıcağı, kumları kızdırır ama bu ağacın yeşil yapraklarını kurutamazmış. Kızgın güneş ne yaparsa yapsın, yapraklar hep yeşil ve parlak olurmuş.

Güneşin sıcağından bunalıp kaçan tüm hayvanlar, bu ağacın gölgesinde dinlenir, esen rüzgarın tüylerini okşayışına kendilerini kaptırıp, uyuklarmışlar kaygısızca. Ağacın dalları arasına yuva yapmış olan kuşlar, yaprakların gölgesinde güneşten korunup, kanat çırparak daldan dala uçuşur, şarkılar söylermişler mutluluk içinde...

Çölün ortasında, kızgın kumlarla çevrili bu ağacın nasıl beslendiğini mi merak ediyorsunuz?  Sevgi ve mutlulukla beslenirmiş bu ağaç. Diğer ağaçlar gibi topraktaki suyu ve besinleri çölde bulamadığı için, sevgi ve mutluluktan sağlarmış gereksinimini. Bu ağacın sevgiden oluşan besini, diğer tüm ağaçlardan ayrı bir özellik katarmış ona.  Ona "Sevgi Ağacı" derlermiş.


Güneş bile, o kavurucu sıcağını tüm çöle yayan, suyu buharlaştıran, toprağı kurutan  güneş bile, ona sevgi ile eğilir, ışınlarını ağacın üstüne yansıtmamaya çalışırmış. Ağaç, dibindeki hayvanların sevgisi çoğaldıkça büyür, büyüdükçe dallarını açar, yapraklarını kabartır, daha çok gölge yapmaya çalışırmış.

 Sevgi Ağacı, gölgesinde yaşayan hayvanların sevgi ve mutluluğu ile beslenip büyür. Ağacın gölgesinde kedi ile fare kucak kucağa uyurken, köpekler kedilerin tüylerini yalarmış. Ağacın gölgesi büyüdükçe, altında daha çok hayvan barınır olmuş. Ağacın yaprakları büyüdükçe kalp biçimini alıyor, sevgi ile çarpıyormuş "pıt, pıt" diye...

Bir gün, tüm havyanlar, uzaktan bir tilkinin kumlar üzerinde sürünerek ağaca doğru geldiğini görmüşler. Hepsi birden el etmişler tilkiye, "Çabuk yürüsün, ağacın gölgesine sığınsın" diye. Tilki tam ağaca yaklaşacağı sırada, sıcak çöl güneşi onun tüm gücünü emivermiş.

Hemen üç küçük çöl faresi, kumların arasında yuvarlana yuvarlana, ölmek üzere olan tilkiye koşmuşlar. Kuyruğundan ve ayaklarından çekiştire çekiştire, ağacın gölgesine taşımışlar.

Tilki kendinden geçmiş bir durumda, ağacın gölgesinde hareketsiz yatarken, tüm hayvanlar sevinç çığlıkları atmışlar: "Yaşasın tilkicik kurtuldu" diye. Hepsi de Sevgi Ağacı'nın gölgesinin tilkiyi iyi edeceğini biliyorlar.

Sevgi Ağacı, çevresindeki havyanların düşündüklerini doğrularcasına, kalp biçimindeki yapraklarını eğmiş tilkinin üzerine. Dallarını ve yapraklarını sallamış, serinletmiş sıcaktan bitkin düşen tilkiyi. 

Sevgi Ağacı onu iyileştirip, eski gücüne yeniden kavuşunca, kendine gelmiş ve birden ayağa kalkmış. Şöyle bir gerindikten sonra silkinmiş. Ağacı'nın gölgesinde mutluluğu kana kana içip, kendine geldikten sonra, tüm hayvanlara teşekkür etmiş,

Ama tilki bu rahat durur mu?
Hayvanların arasında dolaştıkça sinsi sinsi, birinden aldığını diğerine, bire bin yalan katıp, aktarmaya başlamış.  Onların birbirlerine kızıp hırlamaları tilkiyi pek sevindirmiş. Sinsice gülmüş: "Yaşasın, aralarındaki dostluğu yıktım" diye. 

Dosluk ve sevgi yıkılıp, hayvanlar birbirlerine düşünce, birlikteliklerinden doğan güçleri kalmayacak, tilki de bir yolunu bulup, tek tek tuzağa düşürüp yiyecekmiş havyanları.  Havyanların birbirlerine olan sevgisi ve güveni azalınca, ağaç beslenemez olmuş.

 Önce yaprakları küçülmüş, mutluluk suyunu içemediği için. Sonra güneşin yakıcı ışınlarına engel olamamış. Küçülen yaprakların arasından sızan ışınlar, gölgesini azaltmış. Barış yok olmuş. Barışın yerini korku ve kuşku almış.


Bu duygusal yıkımı gören üç küçük fare bir kenara çekilip, aralarında bir plan yapmışlar, diğer hayvanlar görmeden, Bir gün tilki sıcakta uyuklarken miskin miskin, yanına yaklaşmışlar sessizce.Tilkiyi uyandırmadan  kızgın çöl kumunun üzerine taşımışlar. Sıcak çöl güneşi durur mu?

Daha önce yarım kalan işini bitirmiş. Almış tilkinin tüm gücünü.
Üç küçük fare, zayıflamış gölgenin altında duran diğer hayvanlara seslenmişler. Aralarındaki kavgaya son vermelerini, yoksa sevgi ağacının tümüyle güçsüz kalacağını, kendi sonlarının da tilkininkinden pek farklı olmayacağını.

Önce hayvanlar homurdanmış ve farelerin sözlerine kulak asmak istememişler, ama her an gücü tükenen Sevgi Ağacı'nın acı dolu yakarışları ve ağlayarak dökülen yapraklarını görünce çaresiz boyun eğmişler. Birbirlerine sarılıp özür dilemişler. 

Aralarındaki sevgi yeniden yeşerince, Sevgi Ağacı da susadığı mutluluktan içmiş kana kana. Böylece Sevgi Ağacı yeniden canlanıp büyümeye başlamış. Hem de eskisinden daha güçlü ve daha görkemli olmuş...

Sevgi Ağacı'nı olası tehlikelerden uzak tutmak ve onu daha güvenle büyütmek için, görünmez yapmaya karar vermişler. Kuşlar, görünmeyen Sevgi Ağacı tohumlarını, dünyanın her yerine yaymışlar...

Zamanla her yerde Sevgi Ağaç'ları büyümüş, kocaman yaprakları, upuzun dallarıyla birbirlerini kucaklamışlar, "Tüm sevgiler ve mutluluklar birleşsin, birbirlerinin gücüne güç katsın" diye...


Sevgi Ağacı'nı, el ele gezen, birbirlerini seven, kucaklayıp öpen insanların arasında da görebilirsiniz. Onların sevgisi ile beslenip, mutluluk gölgesi altında onları koruyor.
........................................................................................................................




HAYIRLI GÜNLER
:)))))))))))))))
Nasılsınız iyisinizdir inşallah. Bu gün tarif girmek için sabahtan beri fırsat arıyorum.
Evin yoğunluğundan  akşam oluyor ancak oturabildim.Çok şükür,bir kaç gündür bloklar cıvıl cıvıl bir hareketlilik var, kırmızıya bezenmiş.İçinden kalp şekli çıkan muffinler,yaş pastalar , çiçekler. Sevimlimi sevimli kalb kurabiyeler,ve daha neler neler. Değerli arkadaşlarımın blogları çook renkli ve hepsi birbirinden güzel.


Benim için sevgi ve saygıyı bir güne sığdırmadan yüreğinde her gün yaşaya bilmek  lazım.
Bu sevgiyi her zaman taze tutup,yukardaki sevgi ağacı hikayesinde olduğu gibi.Etrafındakilere yansıtabilmek ve sevdiklerinle mutlu olmak. Bende size sevgimi yansıtmak için, bir kurabiye yapmak istedim.Dün  misafirlerime yaptım, onlar çok beğendi ve bugün sizler için tarif edeceğim.

Bu kurabiyeyi annem çok sever ve her zaman kızım bana yap der. Çünkü  yirmi senelik bir tarif, hiç bayatlamaz cam kavanoza koy. Afiyetle ye Eşim çayın yanında ister böyle güzel leziz bir tarif. Hatta çocuğunuzla yaparken, fındıkları ona koydurun sevindirin. Birde sayarak yaptırın, ben böyle yapardım müthiş olur.


Herkesin evlerine paket yaptım kurdelayla bağladım.
Kurdelalı bir resim yetmez, yanında birde çay ikram edeyim dedim.
Bu gün ondan çok resimli oldu. Sevgimi kabul edin :) Allaha emanet olun :)


Haydi pamuk eller mutfağa


MALZEMELERİ

  • 200 Gr tereyağ ( yada margarin oda sıcaklığında )
  • 1 Su bardağı sıvı yağ
  • 1 Su bardağı yoğurt
  • 2 Su bardağı şeker
  • 2 Yumurta (birinin akı üstüne )
  • 1 Kabartma tozu
  • Aldığı kadar un ( yumuşak hamur olacak, altıbuçuk su bardağı)
  • Üzeri için fındık
YAPILIŞI
  1. Bir kaba tereyağı, şeker, yoğurt,sıvı yağı ve yumurtayı  koyup karıştıralım.
  2. Unu kabartma tozunu eleyip  koyalım.
  3. Yumuşak hamur yapıp yuvarlak şekil verip yumurta akına batıralım.
  4. Fırın kağıdı serilmiş tepsiye dizelim fındıkları batıralım.
  5. Sevgimizi de koyalım.
  6. 180 Derece fırında pişirelim.
Not: Unu eklerken azar azar koyun kıvamı iyi ayarlayın. Adet 38 tane büyüklük ve küçüklüğe göre değişir:)


AFİYET BAL ŞEKER OLSUN:))))
ELİMİZDEN LEZZET
EVİMİZDEN BEREKET
İÇİMİZDEN HUZUR
BEDENİMİZDEN SAĞLIK
EKSİK OLMASIN








13 Şubat 2012 Pazartesi

FETTUCİNİ ALFREDO ( KREMALI TAVUKLU MAKARNA )


BİR DOST İSTİYORUM

Bir dost istiyorum 
Yüreği benimle çarpan
Adı sevgili olmayan dost
Bir dost istiyorum,

Derdimi dert bilen
Ben ağlarken, gülüp geçmeyen
Yolları uzatmayan,
Uzağı yakın eden

Uzaklarda olsa da,
Dostça yüreği çarpan
Bir dost istiyorum
Beni anlayan,

Beni kollayan
Bir dost istiyorum
Hatalarımı görüp
Bana dur diyebilen

Bir dost istiyorum
Dost yüreğimi
dostça sarabilen
Biliyorum çok şey istiyorum

Dünyada anlamı kalmayan
Kalplerde yeri olmayan
Bir dost istiyorum.



HAYIRLI GÜNLER CANLARIM
:)))))))))))))))
Bugün sizlerle anlamlı bir şiirle açmak istedim
Herkese çok teşekkür ediyorum.
Bana  çok destek veriyorsunuz.

Her zaman beni yalnız bırakmıyorsunuz.
Canım dostlarım.
Sizleri çoook seviyorum.
Bugün sizlerle makarna yapmak istiyorum.
Çok ciks bir lezzet.

İtalyada bölgeye göre ismi değişir.
Fettucini yapıcaz, ben biraz daha lezzetlendirdim.
Fettucini tarifinde kırmızı biber ve çok baharat yok.
Nasıl daha lezzetli olabilir dedim.
Bu  makarnayla yaptım çünkü  sosunu daha iyi emiyor.

İsteyen farklı makarnayla yapabilir.
Biraz Ayşe usulü fettucini oldu. 
Bol fesleğen  ve sarımsakla harika oluyor canlarım.
Bizim bildiğimiz kremalı tavuklu makarna.
Mutlaka yapın kremanın tavuğun ve fesleğenin lezzeti size de ulaşsın.
MMMMMMM MİSSSSSSS

Önce fesleğenin faydalarından bahsedeyim sonra tarif edelim.


FESLEĞENİN FAYDALARI
1) Sakinleştirici özelliği ile vücudu rahatlatır.
2) Enerji verir.
3) İştah açıcıdır.
4) Hazımsızlığı giderir.
5)  Öksürüğü ve baş dönmesini keser.
6)  Ağız içindeki yaralara karşı faydalıdır.
7)  Arı sokmasında zehrin etkisini azaltır. Çayı yapılıp içilirse bağırsak gazlarını giderir.
8) Cildi rahatlatır.
9)  Fesleğen ile hazırlanan losyonlarla saç derisine masaj yapılırsa saç köklerini güçlendirir. 
10)  İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, fesleğen başta romatizma ve eklem ağrıları olmak üzere bronşit, astım ve cilt hastalıklarını gidermede çok etkili bitki oldugu anlaşıldı
11)Fesleğen yağı, selülit tedavisinde önemli.


DİYETTE DE ETKİLİ

Manchester’daki İngiliz İlaç Konferans’nda sunulan araştırmaya göre romatizma hastalarına fesleğen yedirildi. Hastaların yüzde 73 gibi yüksek bir oranında şişme ve ağrıların azaldığı görüldü . Fesleğenin bronşit, astım gibi ödem yapan ve insanın yaşam kalitesini düşüren hastalıkları da etkili biçimde azalttığı saptandı.

Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olduğu anlaşıldı. Şeker düzeyini azalttığı için şeker hastaları için de önerildi… ”

Ne yazık ki henüz bir fesleğen hapı mevcut değil ama salata olarak yenmesi çok faydalı” diyen araştırmacılar diyetlerde de fesleğen kullanımının kilo vermede etkili olduğunu belirtti.




MALZEMELERİ

  • Yarım paket haşlanmış  makarna
  • 1 Tavuk göğsü  julyen doğranmış
  • 1 Kırmızı biber iri doğranmış 
  • 50 Gr  Permesan peyniri  rendelenmiş
  • 6 Dal fesleğen ince doğranmış
  • 3 Kaşık tereyağı
  • 1 Çay kaşığı kuru nane
  • 1 Çay kaşığı kuru  kekik
  • 6 Diş sarımsak ince doğranmış
  • 1 Paket küçük krema
  • Tuz
YAPILIŞI
  1. Tavaya tereyağı ve sarımsağı koyup hafif pişirelim.
  2. tavukları koyalım suyu çekene kadar pişirelim.
  3. Fesleğen,nane kekik ve tuzunu koyalım karıştıralım.
  4. Kremayı da koyalım karıştıralım mmmmm oldu.
  5. Şimdi makarna ve permesan peynirini ekliyelim.
  6. Bir tutam sevgi koyalım ocağı kapatalım.
  7. Ve servise hazır

NOT:İsteğe göre permesan peyniri kullanmaya bilirsiniz size kalmış.
Veya kaşar da rendeleyebilirsiniz.


 AFİYET OLSUN:))))))
EVİNİZDEN HUZUR
BEDENİNİZDEN SAĞLIK
SOFRANIZDAN BEREKET
EKSİK OLMASIN.